ANA SAYFA | ...BEGEV.... | MESAJ SAYFASI | TEKSTİL KİTAPLARI | TEKSTİL HABER | TEKSTİL SANAT HABER | JAKAR DESEN | GRAMAJ VE MALİYET | BOYA BASKI | KALİTE | MESLEKİ YAZILAR | ANLAMLI YAZILAR |UNUTULMAYANLAR | EBRU | BURSALILAR İÇİN ÖNEMLİ TELEFONLAR | ARMÜRLÜ KUMAŞ ANALİZİ VE DOKUMA ÖRGÜLERİ

UNUTULMAYANLAR

NOT.Bursa da tekstil sektörüne mesleki bilgi ve çalışmalarıyla hizmeti geçmiş olan değerli büyüklerimizin unutulmaması için ALMANAK- KİTAP hazırlamaktayım. Bu nedenle tanıdığınız bu insanlarımız hakkında bana meil gönderirseniz memnun olurum. Ahmet CANAN SÖNMEZ. Mustafa DÖRTÇELİK. Akın BOZKURT. Ekrem AZMAN. Mehmet MANYASLI..... gibi
UNUTULMAYANLAR sayfası için kişilerin bir sayfalık tanıtımına ve en az bir fotoğrafına ihtiyacım var. GEÇMİŞİNİ TANIMAYANLARIN GELECEKLERİ SAĞLIKLI OLMAZ. Kasım UZUNÖZ

HACI MEHMET ZORLU
ESERLERİ İLE YAŞAYACAK.
Yıl 1919. Denizlinin Babadağ ilçesinde yüzyıllardır durmadan çalışan dokuma tezgahları yine çalışıyordu. Kara tezgah dediğimiz, ahşaptan yapılmış o ekmek tekneleri, hızla faaliyetini sürdürüyordu, geçim için başka hiçbir olanağı olmayan bu dağ kasabasında. Belki de kefenlik dokunuyordu, kurtuluşa hazırlanan işgal altındaki Türk insanının o onurlu savaşına. Diğer taraftan da zıbınlık yepyeni umutlara. Bir yanda ölüm, bir yanda doğum. Bu fotoğrafla hayatın gerçeğini veriyordu sanki bize dokuma tezgahları. <BR<
Babadağda doğan her çocuğun yazgısıdır, dokuma zanaatkarlığı. Onunda çocukluk ve gençlik yılları, aynı şekilde geçerken zaman akmış ve 19 yaşına geldiğinde Saide Katrancı ile evlenmişti. Askerlik, çocuklar ve ikinci dünya savaşının çetin yılları. Zorlu çiftinin Zeki, Ahmet ve Müzeyyen (Dereköylü) adında üç çocuğu oldu.
1953 yılına gelindiğinde, Türkiyenin en eski ticaret odalarından birine yeni bir kayıt yapıldı. Zorlu Tekstil Kolektif Şirketi. İşte bu kaydı yaptıran Mehmet Zorlu idi. Herhalde o gün bu kaydı yaptırırken, 1919 yılında dünyaya gelirken evinde bir an susturduğu tezgah seslerinin, çok daha büyük bir güçle ailesinden, bütün dünyada yankılanacak bir imparatorluğa dönüşeceğini düşlememişti şüphesiz. O kayıt, 50 yılı aşan bir birikimin ilk harcı oldu. O temel üzerine kurulan bina, bu gün gökdelen oldu. Temel taşına ilkeleri yerleştirildi. Ciddiyet, çalışkanlık, dürüstlük, hayırseverlik. O temelden Zorlu Grup doğdu.
Hiç yorulmadan çalışan bir baba oldu Mehmet Zorlu daha ileriye gidebilmek, daha başarılı olabilmek için. Ve ölünceye kadar sürdürdü bu bitmez çalışma aşkını. Hep çalıştı. Bu aşk çocuklarına örnek oldu. Çocukları Ahmet ve Zeki Zorlu babalarından aldıkları bayrağı inanç ve gayretle taşıyarak, Taç ve Korteks ile tekstilde, Vestel ile beyaz eşya ve elektronikte, Denizbank ile finansta, Zorlu enerji ile enerji, Linens ile mağazacılıkta Türkiyenin en büyük gruplarından biri yaptılar Zorluyu. Ulu bir çınar haline getirdiler 52 yıl önce dikilen fidanı, Babadağın bin yıllık tarihi çınarı gibi. Babadağdan uçurarak, dünyanın dört bir tarafına yelken açtılar. Bir Dünya İmparatorluğu olmak için.
Olacaksan, EN GÜÇLÜSÜ ol, çıkacaksan EN YÜKSEĞE çık, gideceksen EN UZAĞA git, Yapacaksan EN İYİSİNİ yap sloganıyla.
Ve; yaşam serüvenini kısaca özetlemeye çalıştığımız bu değerli insan, Hacı Mehmet Zorlu 5 Temmuz 2005 saat 00.30 da son nefesini verdi.
6 Temmuz Perşembe günü güneş tam tepeden bütün güler yüzü ile bakıyor, ışınlarını özel olarak gönderiyordu, Denizlinin zirvesine. Güneşin sıcaklığı ile yarışıyordu sanki insanların kaynaşmasıyla, bir araya gelmeleri ile yarattığı sıcaklık.
Hacı Mehmet Zorlu ilk nefesini aldığı, Babadağda, son yolculuğuna uğurlanırken sevdikleri bir ordu olmuş, yanında yer almıştı. Türkiyenin her tarafından gelen insanlar mezarının başında toplanmış, onunla helalleşiyorlar, onu uğurluyorlardı; cami de, kabristanda, belki de ilk defa gördükleri Babadağ safında.
Ölüm. Nedir ölüm? Son nefesin verilip, cansız bedenin toprakla bütünleşmesi mi? Hayır, bin defa hayır. Öyle olsaydı yaşam çok anlamsız ve basit olurdu. Bu dünyadan göç ettikten sonra, yaptıklarınızla, eserlerinizle adınız hala anılıyorsa, bir iz bırakmışsanız bu fani dünyada, siz ölümsüzlüğe kavuşmuşsunuzdur. Tıpkı Edison, Pastör, Graham Bell, Mimar Sinan, İbni Sina gibi. Bir gün gelir, adınız hiç anılmazsa, işte ölüm o zaman gerçekleşecektir.
O da eserleri ile, Mehmet Zorlu vakfı ile hep yaşayacak. Güle güle Hacı Mehmet Zorlu.



ŞÜKRÜ ŞANKAYA
Sektörümüz BEY EFENDİ bir büyüğünü, değerli bir sanayicisini kaybetti. Acımız büyük, çünkü günümüzde örneği çok az. Her tavrıyla farklı bir kişiydi. İnsanca yaklaşımı, güler yüzü, kelimeleri seçerken gösterdiği özen ve alçak gönüllüğü ile, o çok farklı idi.. Bu nedenle de çok seviliyordu. İşte bu sevgi idi ona amca, dayı, ağabey, hatta baba unvanları ile hitap edilmesinin nedeni. Hayır, kelimesini bile çok farklı kullanıyordu Şükrü Şankaya, karşısındakini kırmadan.
Onu, kendi sözleriyle size tanıtmak isteriz. 1931 yılının 9 Martında Batı Trakya da Yunanistan ın Gümülcüne şehrinde doğmuşum. 1949 senesinde talebe olarak Türkiye ye geldim. 1951 senesinde de okulu bırakıp çalışmaya başladım. Bursa Kapalıçarşıda 5 sene tekstil işini öğrenmek için tezgâhtarlık yaptım. 1956 senesinde kendime çalışmaya başladım. Bu da aşağı yukarı komisyonculuk gibi bir şeydi, fabrikalardan malı alıp İstanbuldaki toptancıya vererek komisyon bazında 4 yıl çalıştım. 60 senesinde Aksoyları kolektif şirket olarak kurduk. Bir ortağım vardı, 65 senesinde vefat etti. 1970 senesinde Cavit Bey (Çağlar) fabrikaya ortak olarak katıldı. Ablamın oğludur.
Onu da istediğim gibi yetiştirdiğim kanısına vardım. Onu İstanbulda Sultanhamamda aşağı yukarı beş sene çalıştırdım. Askerlikten sonra kendi adına bir işte belli bir süre çalıştı. Daha sonra da aile bir araya toplandık. Cavit, ufakken babasını kaybettiğinden, ailenin en büyüğü olarak ben, aileyi bir araya toplamış oldum. Şu andaki Aksoylar Fabrikasının temelide atılıp faaliyete başladı.
75 senesinde Nergisi kurduk. Aksoylar, Nergis Tekstil, Yeşim Tekstil, Sifaş ve Polilen olmak üzere beş tane fabrikamız; hepsi de tekstil üzerinde çalışmaktadır.
Her dakikası çalışmaktı Şükrü Beyin. İşine ve ülkesine bağlılığını yine onun ağzından dinleyelim.
Bir arkadaşım bir gün bana şöyle söyledi. Şükrü Abi, size 500 milyar para çıksa, bir de bana çıksa, ne yaparız mukayese edelim mi Buyur, dedim.Ben dedi Ev alırım, araba alırım, Sen nasıl yeni bir fabrika yaparım diye düşünürsün.İşte biz sanayiciler bir fabrika daha nasıl yaparız, nasıl iş sağlarız diye düşünürüz. Bunun için, bu gün her sanayici bence, Türkiyede en zor şartlarda memleket menfaatine çalışmaktadır. Türkiye nin geleceğinde iki şeye ihtiyacımız var. Bu nüfus artışıyla sanayiye ve eğitime önem vermeliyiz. Bu ikisinde muvaffak olamadığımız an, ne kendimizi toparlayabilir ne de kalkınmış bir ülke olabiliriz. Bunu diyebilmemiz için, şu anda hepimizin elbirliği ile, yetişmiş insanlarla Türkiye için çalışmamız lazım, başka ülkemiz yok.
Nergis holding yönetim kurulu başkanı olan Şükrü Şankaya, toplam 15 şirkete sahipti. İş hayatının yanında, sosyal yaşamdan hiç kopmadı. Uzun yıllar Batı Trakya Türkleri Dayanışma Derneği Başkanlığı yaptı. Bursaspor başkanlığı da yapan Şankaya, futbolu çok seviyorum. Her Pazar maça giderim, bu benim en büyük zevkimdir. diyordu. Genç nesle öğütlerini sormuştuk. Malımızdan kalitemizden bir şey almayalım, fiyatımızı kalitemizle oynayarak, atkıdan- çözgüden alarak yapmayalım. Kalitemizi daha iyi yaparak, bu günkü koşullarda büyük bedel ödeyerek, malımızı alan insanların, ürünümüzü huzur ve güvenle kullanmaları için benim bütün sektöre söyleyeceğim, iyi kalite mal yapmaları ve kalite ile rekabet etmelidir. Bu böyle olunca hem sanayici hem de tüketici kazanacaktır. Tüketicinin de sanayicisine güveni gelişecektir. Biz tüketicimizi korumak mecburiyetindeyiz. Bu kadar yıllık tecrübem, bana bunu öğretti. Sektöre de bunu söylüyorum.İşinizi çok sevmeli, eşinizden dahi çok sevmelisiniz. İşinizi çok sever, muvaffak olursanız, evinizde eşinizle huzurlu olursunuz. Çoluk çocuğunuza da imkân sağlamış olursunuz. İşinizi çok sevdiğiniz ve dürüst çalıştığınızda ekonomik durumunuz da düzgün gidecektir. İstikrarlı çalışma diyorum, müşteri velinimettir diyorum. Sattığınız malı kaça satarsanız satın, sattıktan sonra müşteriye bereket okumalısınız. Sattığınız malda hiçbir zaman gözünüz kalmayacak. Ben bu prensiplerle bu güne geldim. Hiçbir zaman komşum ne yapıyor, acaba ben de onu yapar mıyım diye düşünmedim. 11 Ekim Salı akşamı geçirdiği kalp krizi sonucu vefat eden Şankaya, 13 Ekim 2005 Perşembe günü Bursa Ulu Camide kılınan öğle namazının ardından, Ahmet Paşa mezarlığına defnedildi. Son yolculuğuna uğurlanırken, bizleri tebessümle izlediğini, çok mutlu olduğunu inanıyorum. Çünkü böyle bir cenaze töreni istiyordu, Hacı Şükrü Şankaya. Sevildiğini görmek, sevenleri tarafından uğurlanmak, kim istemez? O tarihi camiinin, Ulu Camiinin avlusu cemaati alamamış, ulu çınarın altına, caddelere taşmıştı Ulu Çınarın sevenleri. İşçileri ( evlatları ) caddelere, kabristana kadar yayılmıştı. Babalarını uğurluyorlardı, son yolculuğunda. Neden bu kadar seviyorlardı onu? Yine kendi ağzından dinleyelim. İşçimi insan olarak kabul ederim. Benim fabrikamda genel müdürümün yeri ayrı ama işçimle hiçbir farkı yoktur. Kendimi onlardan hiç ayırmadım. Onları iş ortağım olarak kabul etmişimdir, evladım olarak kabul etmişimdir. Fabrikadan girdikleri andan itibaren hepsine söylemişimdir. Namusları dahil, hepsinin her şeyinden sorumluyumdur. Hiçbir işçime selam vermeden, kolay gelsin demeden yanından geçmem. Onların, insan olduğunu bilirim. Babamın bana bir sözü vardır: Oğlum işçinin sakın terini kurutma, hakkını ver demiştir. Bu güne kadar birçok şeyi yaşadım ama işçinin bir gün ücretini geciktirmedim. Hiçbir zaman patron oldum diye mağrurlanmamak gerekir. İnsan işinden gurur duymalı ama büyüklük kompleksine girmemeli, o tip, çok sanayici gördük, sonları yok olmak oldu. Kısa bir süre önce Derneğimizin Bursa da yaptığı Panel de her zaman olduğu gibi, bizi yine yalnız bırakmamıştı. Son sözü ona vermiştik, sektörümüzün duayeni, Şükrü ağbisi, amcası, dayısı, babası olarak. O da her zamanki güler yüzü, sevecen ve olgun tavrı ile görüşlerini ve önerilerini bize aktarmıştı. Yemekte yine beraber olmuştuk onunla. Ne mutlu bizlere ki onu tanıdık, ders aldık, anabileceğimiz birçok anımız var. Yolun açık olsun ULU ÇINAR.

mehmet_manyasli.jpg

Mehmet MANYASLI (DESİNATÖR)

20.05.1940 yılında Bursanın Mustafa Kemal Paşa ilçesinde doğdu. Dört kardeşten üçüncüsü olan Mehmet MANYASLI çok küçük yaşlarda Bursaya taşınmışlar Babası Alaiddin Manyaslı o yıllarda Belediyede çalışmış. Annesi Hüsniye Asiye Manyaslı Merinos Fabrikasında çalışıyormuş. Günün zor şartları içersinde yaşam sürerken 7 yaşında babasını kaybetti. Şartlar dahada ağırlaşınca okul yerine iş hayatı başladı .Ailede okula gidemeyen tek kişi Mehmet Manyaslı idi .Her türlü işlerde çıraklık yaptı. O dönemin en gözde ve Bursanın can damarı olan dokumada çalıştı. Dokumanın sadece tek safhasında değil mutfağında bulunmuştu..Yeri geldi iplik taşıma,yeri geldi dönemin kara tezgahların tamirinde ve yeri geldi kumaşın dokunmasında bulundu .Yani dokumanın her aşamasında yer almıştı. Bu aşamaların ilerleyen zamanlarda ona büyük yararı dokunmuştu .Bir problem çıktığında çözümünü hemen bulabiliyordu. Desinatörlüğün sadece kumaşın desenini çizmek değil, o desen çizilirken tezgahlardan çıkışını ,kumaşın bitmiş halini, gözünde canlandırırak deseni çizerdi. 1952 yıllarında kısa bir süre İstanbulda çalıştı. Tekrar Bursaya geldiğinde birçok dokuma fabrikalarında 1960-1967 yılları arasında ustabaşı olarak çalıştı. Ve en son kendisine meslek olarak seçtiği Desinatörlüğü yapmaya başladı. Mesleğindeki ciddiyet,dürüstlük,kendisine olan güven ve her geçen gün kendisini geliştirmesi sonucunda tekstil sektöründe adını duyurmaya başlamıştı. Sadece 1968 1975 yılları arasında 3 ortak (Mehmet Manyaslı - Erdinç Sülün bekir ...... ) kurdukları JAKARTEKS te birlikte çalışmışlardı .Daha sonra ortaklık dağılınca JAKARTEKS kapandı yerine Armül JAKar TEKStil in birleşimi ARJAKTEKS i kuran Mehmet Manyaslı mesleğini tak başına devam etmeye başladı .O dönemlerde koğukçınarda kurulu bütün dokuma fabrikalarına desen çizmişti.Bursa haricinde Denizli İstanbul da saygın dokumacılara emeği geçmiştir.Dönemin belli zamanlarda kendisine yardımcı olacak icatlarda bulundu desen büyütme makinesi , çözgüleri saymak için değişik makineler. Büyüttüğü yada küçüttüğü Aylinger kağıtlardan tekrar minik kareli kağıtlara çizerek onları çözgüsüne dokumasına göre renklendirerek değişik ebatlarda desenler çıkarmıştır. Daha sonra raporları ile deseni tamamlanıp tezgahtan çıkıp eline aldığı zaman kumaşa şöyle uzaktan bakıp bir sigara yaktımı işte onun en mutlu en güzel anı. Mehmet Manyaslı okumadı belki ama bir mühendisten daha başarılı bir matematikçiden daha pratik zekalıydı. Onu tanıyan kişilerin çoğu üniversite mezunu sanırken o okulun kapısından adım atmamıştı. Okumayı bile kızkardeşinin kitapları ile onunla birlikte öğrenmişti. Ama devamlı okudu. 1970 yılında hayatını Neşe Hn.la birleştirdi .1971 yılında Tek kızları Zühal Manyaslı ( Elçin ) oldu. 1977 yılındaki jakarlı dokumadaki kriz etkiledi ve desen yaptığı firmalar azaldı .Tekrar canlanması ile birlikte teknoloji de gelişmişti. Bir zamanlar küçücük desen kağıtlarına çizdiği ,guaj boya ile boyadığı ilerleyen zamanlarda ispirtolu kalemlerle renklendirdiği desenler şimdi tek tuşla bilgisayar ortamında yapılmaya başlanmıştı. Bu da teknoloji krizi idi. Günlerini hatta haftalarını verdiği desenler şimdi bilgisayardan birgünde çıkmaktaydı. Bu da rekabaeti haksızlaştırıyordu..emeğe saygı azalıyordu..Tabi eski dönemlerin titizliği işe olan saygınlığın azalması kendisini çok üzmüştü. Şu anda ;değil Bursa ,dünya çapında isim yapanlar bir zamanlar MEHMET Ağbi dedikleri kişiyi tanımamaya başlamışlardı. Zamanında yurtdışından makine getirip birçok mühendisleri,ustaları makineleri çalıştıramadıkları zaman ilk arayacakları kişi Mehmet Ağbileri idi. Çok zaman gecenin geç saatlerinde tezgahların başına gitmiştir. Yanında tek yardımcısı eşi olmuştur.Desenlrin hazırlık aşamasından sonra boyamasını nöbetleşe sabaha kadar çaışırlardı. Sadece verilen sözü yerine getirmek .Onun için söz yeminle eşleşmişti. Hala tezgahlarda onun yapmış olduğu jakarlı döşemelikler, havlular, bordürler dokunmakta. 54 yıllık ysşsm 25 MART 1994 yılı Cuma günü Saat 20:10 da yüksek tansiyon sonucu beyin kanaması ile son buldu 27 MART 1994 günü Bursa Ulucami de kılnan öğle namazından sonra Hamitler Asri Mezarlığına defnedildi.. Onu tanıyan ,onun yetiştirdiği ve bugün iyi yerlerde olan kişilerin tek ortak söyledikleri. Mehmet Ağbi başkaydı,daha ondan öğreneceğimiz çok şey vardı.

Kendisine mesleğinde yaptığı öncülükten dolayı şükranlar sunarım.

h_sey_n_aykir__unutulmayanlar__des_nat_r.jpg

Hüseyin AYKIR. DESİNATÖR

Desenciliğe 1972 yılında Ümit DOĞANIN yanında başladı, 1976 yılında Akın BOZKURT ile Demiryolunda bir yıl ortak olarak desinatörlük yaptı. 1977 yıllarında jakarlı dokumada olan kriz nedeniyle Tekel Merkez müdürlüğünde de çalışmaya başladı. Jakarlı dokumaya tekrar talep oluşmasıyla birlikte Duvar panoları yapmaya başladı. 1988 yılında Tekelden ayrılıp kendi adına Gökkurt işhanında desinatörlük bürosu açtı. O yıllarda piyasada Ekrem AZMAN, Mehmet MANYASLI, Arap ADNAN, Zeki SALAR, Akın BOZKURT ve Hüseyin AYKIR desinatör lük yapmıştır. Bu değerli desinatörler mesleklerinde bir öncü ve duayenlik görevi yapmışlardır.
Desen kâğıtlarına desenlerin karelenip büyütülerek çizilmesi ve guaş boyalarla boyanmasıyla başlayan jakar desenciliği, 1995 ten sonra jakar desenlerinin bilgisayarda yapılmaya geçilmesiyle gelişti.
2005 Mayıs ayında BUTTİM de bulunan desinatörlük bürosunu çalışan elemanlarına devrettikten sonra, yakın arkadaşı olan İsmail YAVAŞIN fabrikası HİLTEKS de çalışmaya başladı.
TEKSTİL SEKTÖRÜNE YAPTIĞI HİZMET VE KATKILARINDAN DOLAYI KENDİSİNE TEŞEKKÜR EDERİZ.

s_reyya__z__men._des_nat_r.jpg

SÜREYYA ÖZÇİMEN.. DESİNATÖR
KOCA USTA OLARAK HİTAP EDİLİR.
1929 Bursa doğumlu
Tekstil mesleğine 1951 yılında Hacı Resul Mehmet İpekçi Dokuma Fabrikasında işe başladı. 1968 yılına kadar Fb. de ustalık armür-jakar desenciliğini ustalarından öğrenip kendisini yetiştirdi. 1969 yılında Adana Güney Sanayii'ne gidip 36 adet Didiriş dokuma tezgahlarını kurup üzerlerine 1200 çengelli jakarları monte edip çalıştırmıştır. O tarihten bugüne kadar Bursa'da desinatörlük ve imalat yaparak yararlı olmaya çalışmaktadır.

TEKSTİL SEKTÖRÜNE YAPTIĞI HİZMET VE KATKILARINDAN DOLAYI KENDİSİNE TEŞEKKÜR EDERİM.

ismim@benimadresim.com

Bana ulaşmak için yukarıdaki e-mail adresini kullanın