TEKSTİLTEK | KASIM UZUNÖZ VE EĞİTİM DUYURULARI | DOKUMA DESİNATÖRLÜĞÜ | GRAMAJ - İPLİK TESTLERİ | SİZİN MESAJLARINIZ. | TEKSTİL TERİMLERİ | TEKSTİL SANAT HABER |BOYA BASKI | MESLEKİ YAZILAR | ANLAMLI YAZILAR | UNUTULMAYANLAR

BOYA BASKI

10-TERBİYE
Ham tekstil malzemeleri görünüş ve kullanışlılık açısından satılabilir durumda değildirler. Bunların albenisini ve kullanışlılığını arttırarak satışa hazır duruma getirme işlemlerinin tümüne terbiye denir. Terbiye işlemlerini basit olarak şöyle sınıflandırabiliriz.
10-1-Ön Terbiye ( = ön muamele = Hazırlama = Kasar )
10-2-Renklendirme
2.1-Boyama
2.2-Baskı
10-3-Apre ( = Bitim )
3.1-Mekanik Apre ( = Kuru Apre )
3.2-Kimyasal Apre ( = Yaş Apre )
Geniş anlamda terbiye terimi yukarıdaki işlemlerin hepsini kapsar. Fakat genellikle daha dar anlamda sadece 3. basamağı yani mekanik ve kimyasal apre işlemlerini ifade etmekte kullanılır.


10-1- ÖN TERBİYE :
Kumaşım dokuma veya örgü makinasından çıktıktan sonra boyanma ve veya basılmaya hazır duruma gelene kadar gördüğü işlemlerin tümüne ön terbiye denir.
Ön terbiyenin, terbiye teknolojisindeki önemi büyüktür. Çünkü terbiye edilen tekstil malzemelerinin hemen hepsi ön terbiyeye uğrarlar ve ön terbiyeyi takip eden basamaklarda özellikle boyama ve baskıda görülen hataların yaklaşık % 60-70 i yanlış veya yetersiz ön terbiyeden kaynaklanır.
10-1-1 PAMUĞUN ÖN TERBİYESİ :
Pamuk tekstil lifleri içinde en eski ve bolluğu, ucuzluğu, yıkama özelliklerinin mükemmelliği, mukavemeti, ömrü bakımından en önemli tekstil lifidir. Ancak, pamuğun boyanıp / basılabilir hale gelmesi diğer liflerin çoğuna göre deha fazla ön muamele gerektirir. Bu nedenle pamuklu mamullerin ön terbiyesi özel bir önem taşır.
Düzgün bir ön muamele ile pamukta elde edilen başlıca özellikler şunlardır:
Haşıl, çöpel, pektin, mum, katalitik maddeler gibi safsızlıkların düzgün şekilde ekstraksiyonu,
Düzgün bir beyazlık derecesi,
Boya nakli için düzgün şekilde şişmiş lifler,
Sabit bir pH,
Düzgün bir artık nem yüzdesi,
Düzgün bir su emme yeteneği,
Düzgün bir ön terbiye ve dolayısıyla renk verimi ve tekrarlanabilirliğe etki eden başlıca faktörler şunlardır:
Makine parkı ve dolayısıyla uygulanan ön terbiye metodu,
Takip edilen proses basamakları,
Uygulanan reçeteler ve çalışma şartları ( sıcaklık, zaman, vb. )
Pamuğun ön terbiyesinden amaç ekstraksiyon yoluyla selülozu üzerindeki safsızlıklardan temizleyerek hidrofil kılmak ve bileşimindeki doğal boya maddeleri oksitleyerek rengini ağartmaktır. Pamuğun ortalama bileşimi aşağıdaki gibidir. Öte yandan dokuma prosesinden önce dokuma işlemini kolaylaştırmak için çözgü ipliklerine uygulanan haşıl da selülozdan uzaklaştırılması gereken safsızlıklardandır. Haşıl miktarı hem kumaş ağırlığının ortalama % 6-10 u kadardır. ( Bu rakam % 15 e kadar da çıkabilir ). Tekstil malzemeleri üretim sırasında bulaşan kir ve makine yağlarını da ihtiva eder.
Standart bir ön terbiye üç ana proses basamağından oluşur. Bu basmaklar.

Haşıl sökme
Pişirme
Ağartma
Özel makineler gerektiren yakama ve merserizasyonu dışındaki ön terbiye işlemlerini ( haşıl sökme, pişirme, ağartma ) aynı tip makinelerde yapmak mümkündür. Bu makinelerin bir kısmı kesikli ( = parti usulü ), bir kısmı yarı kesikli ( = yarı kontinü ), bir kısmı da kesiksiz ( = kontinü ) çalışmaya uygundur. Bu nedenle mevcut makine parkına bağlı olarak ön terbiye prosesleri kesikli, yarı kesikli ve kesiksiz prosesler diye sınıflandırılır.
Ön terbiye prosesleri, kumaşın halat veya açık ende muamele edilişine bağlı olarak açık ön terbiye metotları ve halat halinde ön terbiye metotları diye de sınıflandırılabilir.
Gerek halat halinde, gerek açık enli olarak pamuklu kumaşı kesikli, yarı kesikli veya kesiksiz işleyen çok çeşitli ön terbiye makineleri veya sistemleri vardır. Bunların başlıcalarını şöyle sıralayabiliriz.
1- Açık-en muamele sistemleri ;
a- Kesikli çalışanlar ( jigger )
b- Yarı kesikli çalışanlar ( cold pad-batch = emdirme - soğuk bekletme pad - roll = emdirme - sıcak bekletme sistemleri )
c- Kesiksiz çalışanlar ( pad - steam = emdirme - buharlama sistemleri )
2- Halat halinde muamele sistemleri ;
a- Kesikli çalışanlar ( Haspel, kazan, overflow ve jetler )
b- Kesiksiz çalışanlar ( J-Box sistemleri )
Bu sistemlerin temel özellikleri aşağıda kısaca özetlenmiştir:
1- Başlıca Açık - En muamele Sistemleri :
Jigger
En eski ve en basit açık - en muamele makinesi jiggerdir. Haşıl sökme, alkali kaynatmadan beyazlatmaya kadar bütün ön muamele prosesleri jiggerde çektirme ( tam banyo ) metoduna göre kesikli olarak yapılabilir.
Bu makinede paslanmaz çelikten bir tekne üzerinde iki silindir vardır. Muamele görecek kumaş bu silindirlerden birine gergin olarak sarılır. Kumaş bu silindirden boşalıp diğerine sarılırken banyo teknesi içinden geçer.
Kumaşın bu silindirden diğerine sarılmasına 1 pasaj denir. İlk pasaj bitince silindirlerin dönme yönü değiştirilerek ikinci pasaja geçilir. Bu şekilde muamele türüne bağlı olarak bir kaç pasaj çalışılır. Muamele sonrası yıkamalar da banyo değiştirilerek aynı makinede yapılır.
Jiggerde banyo hareketsiz kumaş hareketlidir. Aynı prensibe göre çalışan fakat kumaşı halat halinde muamele eden haspele göre kısa flotte oranlarında çalıştığından haspele göre daha ekonomik bir makinedir. Ancak burada kumaş çekme gerilimlerine maruz kaldığından ince, hassas kumaşlardan çok orta ağırlıkta ve ağır kumaşların muamelesinde kullanılır.
Jiggerlerle kesiksiz çalışmak mümkün değildir. Bu nedenle rasyanilizasyon için günümüz gereklerini karşılamamaktadır. Yani bu makineler de büyük metrajlar ekonomik olarak çalışılamaz.
2- Başlıca Halat Halinde Muamele Sistemleri :
Haspel, Jet ve Overflow :
Bu makineler kumaşın halat halinde çektirme metoduna göre çözelti içinde kesikli olarak çalışmasına uygundurlar. Halat halinde muamele sistemlerinin en basiti olup, tahta ve paslanmaz çelikten bir tekne ile teknenin üzerinde kumaşın devrini sağlayan bir çıkrıktan oluşur. Yuvarlak veya oval kesitli bu çıkrık üzerinden kumaş halatının iki ucu dikilir. Çıkrık boyunca aynı anda çok sayıda çıkrık muamele görebilir. Haspel makineleri küçük metrajlarda çalışan küçük fabrikalar için özellikle önem taşır. Triko mamullerin terbiyesinde hala geniş ölçüde kullanılır Özel avantajı, düşük yatırım maliyeti yanında, tutum ve hacim açısından kaliteye yarar sağlanmasıdır. Büyük çekme gerilimlerine dayanmayan hafif ve hassas kumaşlar haspelde çalışılır.
Haspelde muamele uzun flotte oranları gerektirir. Bu makine için normal olarak kullanılan 1 : 15 flotte oranı yüksek bir su, kimyasal madde ve enerji tüketimine sebep olur, bu nedenle haspel, sadece 750 kg / gün kumaş kapasitesine kadar ekonomiktir.
Muhtelif haspel makinelerini bir araya getirerek kontinü muamele imkanı sağlanabilir. Bu prosüdürde haspeller arsındaki mesafenin ve dolayısıyla kumaş geriliminin çok fazla olmaması gerekir.
Jet makineleri haspellerin değişik bir versiyondur. Bu makinelerin haspelden farklı kumaş hareketinin çıkrıkla değil, bir jet ( düse ) yardımıyla sağlanmasıdır. Şöyle ki, bu makinelerde kazana bağlı olan bir boru üzerinde bir daralma olur. Bu daralma olur. Bu daralma bir pompa vasıtasıyla hareket eden banyonun daralan bölgede akış hızının artmasına ve basıncının düşmesine sebep olur. Banyo düşük basınçlı kısma hücum ederken beraberinde kumaşı da sürükler.
Ower - flow veya yumuşak akımlı diye isimlendirilen makinelerde ise, kumaşın hareketi bir jet yardımı ile değil, sadece banyonun normal akışı ile yani dinamik bir basınç olmaksızın sağlanır. Bu durum muameleyi çok yumuşak kılar. Böylece çok ince ve hassas kumaşların zorlanmadan hareket etmesi sağlanır.
Kazanlar :
Ön terbiye işlemleri kazanlarda da yapılabilir. Kumaş kazanlarda halat halinde çektirme etoduna göre çözelti içinde muamele edilir. Muamele kesiklidir. Yaklaşık 1 / 5 olan flotte oranı haspellerin flotte oranından çok daha iyidir ve bu flitte oranında su, kimyasal madde ve enerji tüketimi daha düşüktür.
Pişirme prosesi için atmosfer çık kazanlar veya 100º C nin üzerinde çalışabilen kapalı, yüksek basınçlı kazanlar ( otoklavlar ) kullanılır.
Ağartma için kullanılan kazanlar da vardır. Esas itibarı ile taştan yapılan bu kazanlar son derece uzun ömürlüdür. H2O2 ağartması için uygun değildirler, fakat özellikle klorit ağartmasına uygundurlar.
Kazanlarda zahmetli elle istifin yerini otomatik halat istifleyiciler almıştır. Otomatik kontrol ünitelerinin kullanımı ise, yüksek prodüktivite, tekrarlanabilme güvenirliliği sağlamıştır.
Hangi sistem kullanılırsa kullanılsın ön terbiyede başlıca proses basamakları olan haşıl sökme, pişirme ve ağartma ile bunlara ek olarak yakma ve merserizasyonun genel esasları proses akış sırasına göre şöyle özetlenebilir:
Yakma:
Yakma tamamıyla mekanik bir prosestir. %100 pamuklu kumaşların yakma işlemi sırasında hiçbir önemli problemle karşılaşılmamasına karşılık PES/Pamuk karışımlarında, alev sıcaklığının PES lifinin ergime noktasının altına düşmemesi sağlanmalıdır. Öte yandan alev ve kumaşın zaman ve mesafe bakımından aşırı derecede temasını önlemeye özen gösterilmelidir. Aksi halde PES lifi kavrulur.
Klasik bir terbiye işlem dizisinde yakma çoğu kez enzimatik haşıl sökme ile kombine edilir. Haşıl sökmenin oksidatif olarak yapılması halinde de kumaşı yaktıktan sonra kuru olarak sarmak ve sonra doğrudan doğruya oksidatif haşıl sökme maddesini de ihtiva eden pişirme çözeltisiyle muamele etmek mümkündür.
Haşıl Sökme:
Dokuma işletmesinde, çözgü ipliklerine haşıl uygulamanın ana amacı düşük kopuşlu optimum çalışma şartları sağlamaktır. Ancak etkili bir pişirme ve dolayısıyla düzgün bir boyama ve / veya baskı eldesi için dokuma sırasında uygulanan bu haşılın iyi bir şekilde sökülmesi gerekir. Bu amacı sağlamak üzere birçok haşıl karışımları kullanılmaktadır. Haşıl seçiminde maliyet de önemli bir faktör olduğundan doğal nişasta esaslı haşıllar hala tekstil piyasasına hakimdirler ve tek başlarına yada suda çözünebilen haşıl maddeleriyle kombine olarak geniş ölçüde kullanılmaktadırlar.
En çok kullanılan haşıl tipleri ve bunları sökme imkanları aşağıda sıralanmıştır:
a) Suda çözünmeyen haşıllar:
Doğal nişasta
Patates nişastası
Mısır nişastası
Pirinç nişastası
Buğday nişastası
Modifiye Nişasta
Nişasta esteri
b) Suda çözünebilen haşıllar:
Karbonsi metil selüloz
Metil selüloz
Polivinil alkol
Akrilatlar,
Poteinler,
Nişasta eteri,
Ayrıca akılda tutulması gereken bir husus, dokumada çalışma şartlarını geliştirmek üzere, haşıl reçetelerinin haşıl yağları, mumlar, parafinler, antistatik maddeler, vb. ilave maddeler de ihtiva ettikleridir. Bu ilave maddelerin uzaklaştırılması terbiyeci için ilave güçlükler yaratır. Haşıllamadan sonra iplikler özellikle sertleştirmek için çoğu kez aşırı kurutulurlar. Bu sırada yukarıda sözü edilen maddeler lif içinde kavrulurlar. Bunların uzaklaştırılması özellikle uygulanan haşılın yapısı hakkında pek ön bilgisi olmayan fason terbiyeciler için özel bir çaba gerektirir.
Nişasta esaslı haşılların sökülmesi muhtelif haşıl sökme maddeleriyle yapılabilir. Kullanılan haşıl sökme maddesine bağlı olarak başlıca haşıl sökme metotları şunlardır:
a- Su ile haşıl sökme
b- Asitlerle haşıl sökme
c- Alkalilerle haşıl sökme
d- Oksidasyon maddeleriyle haşıl sökme
e- Enzimatik haşıl sökme
Günümüzde üç metodun endüstriyel önemi kalmamıştır. Diğer iki metoddan oksidatif haşıl sökme, nişastayı parçalama yanında lifi parçalama ( = çürütme ) riskini de taşıdığından en iyi haşıl sökme metodu enzimlerle yapılan haşıl sökmedir.
Enzimatik haşıl sökme için bakteri, pankreas veya malt esaslı amilazlar kullanılır. Fakat bakteri esaslı amilazlarla haşıl sökme genellikle hakimdir.
Enzimatik haşıl sökme kesikli ve kesiksiz yöntemlerle uygulanabilir. Ancak en yaygın uygulama şekli kumaşı yakma işleminden sonra haşıl sökme maddesi ve bir ıslata maddesi / deterjan ihtiva eden çözeltiyle emdirip, sonra sıcaklığa bağlı olarak saate 12 saate kadar - çoğu kez roliklerde bekletmektedir, daha sonra sıcak yıkama uıygulanır.
Enzimatik haşıl sökmenin bir dezavantajı bu işlemin müstakil bir işlem olmasıdır. PH bağmlılığı yüzünden diğer proseslerle kombine edilemez. Oysa oksidatif haşıl sökme kontinü pişirme ve ağartma prosesleri ile kombine edilebilir.
Oksidatif haşıl sökmenin uygulandığı bu kombine prosesler zaman, su, buhar ve yardımcı maddelerde tasarruf sağlar. Ayrıca enzimatik yolla tatminkar şekilde haşıl sökmenin mümkün olmadığı durumlar da vardır.
Genellikle haşılın yüksek miktarda yağ ihtiva etmesinden, parçalanamayan tapioka nişastası kullanılmasında ve haşıla küflenmeyi önleyici maddelerin ilavesinden kaynaklanan böyle durumlarda oksidatif haşıl sökme tavsiye edilir.
Bugün oksidatif haşıl sökme hemen hemen sadece kontinüemdirme metoduyla yapılmaktadır. Uzun yıllardan beri en çok bilinen oksidatif haşıl sökme maddesi persülfatlardır. Ancak persülfatların nişastayı parçalama yanında selülozu da parçalayabilecekleri unutulmamalı ve bu risk minumuma indirilmedikçe yada tamamıyla elimine edilmedikçe oksidatif haşıl sökme uygulanmalıdır.
Yeni tip oksidatif haşıl sökme maddelerinin geliştirilmesiyle lifin çürüme riskinin önüne geçilmiştir. ( Bu tür maddeler, aktif oksidatif bir madde ile seçilmiş anyonik / noniyonik yüzey aktif maddelerin kombinasyonlarıdır. )
Persülfatlardan başka H2O2 de oksidatif haşıl sökme maddesi olarak önerilmiştir ve özellikle İngilterede kullanılmaktadır. Ancak, tecrübeler, H2O2 ile nişasta parçalanmasının ağartmayı da içine alan birçok muamele basamağından sonra elde edildiğini göstermektedir. Bu nedenle metot sadece tam beyazlık istenen hallerde uygundur. H2O2 ile kombine tek basamaklı bir pişirme işlemi sonunda elde edilen haşıl sökme derecesi yeterli değildir.
Pişirme:
Gerçek anlamda pişirme işlemi, pamuklu malları seyreltik sıcak sodyum hidroksit çözeltisi ile muamele ederek ihtiva ettiği safsızlıklardan temizleme işlemidir. Pişirilecek pamuklu malzeme yağ, mum, proteinler, renk maddeleri gibi selüloz dışı safsızlıkları, yaprak, çöpel, vs. gibi bitki artıklarını, makine yağı, gibi imalattan gelen ilave safsızlıkları ihtiva eder. Pişirme işlemi sırasında renk maddeleri hariç bütün safsızlar müteakip bir yıkama ile mamulden uzaklaşabilecek duruma gelirler. Şöyle ki yağlar sabunlaşarak, proteinler basit amino asitlerin sodyum tuzlarına parçalanarak suda çözünür hale gelirler. Mumlar ve makine yağları suda çözünür hale gelmezler ancak yağların meydana getirdiği sabunlar yardımı ile pişirme çözeltisi içinde emülsiye olurlar. Liflerin NaOH etkisi ile şişmesi sonucu yaprak, çöpel, vs. gibi bitki artıkları da çözünür hale gelir.
Bütün bu çözünebilir hale gelen veya emülsiye olan safsızlıklar, pişirmeyi takibeden iyi bir durulama ile tekstil malzemesinden uzaklaşır. Safsızlıkların uzaklaştırılması, mamulde, uzaklaşan madde miktarına eşdeğer bir ağırlık kaybına sebep olur.
Ağartma:
Ağartma işleminin birinci derecede amacı pamuğa arzu edilmeyen esmerliği veren renkli safsızlıkları ( boyar maddeleri ) gidermektedir. Pamuğun ağartılmasında oksidatif ağartma maddeleri kullanılır. Bu tür maddelerle çalışıldığında, ağartma olayı atomik oksijen açığa çıkması ile başlar. Oksidatif ağartma maddelerinin en önemlileri hidrojen peroksit, sodyum hipoklorit ve sodyum klorittir.
Merserizasyon:
Merserizasyon her zaman uygulanmayan, ön terbiye işlemlerine, daha çok yüksek kaliteli mamullerde ( bluzluk ve üst giyim poplinlerde ) veya boyalı ve baskılı malların boya verimini arttırmak üzere ilave edilen bir prosestir.
Merserize prosesi, pamuğun makinelerde bir yandan gerilim altında tutulurken bir yandan da yüksek konsantrasyonda (26-30º) NaOH çözeltisiyle muamele edilmesi diye tanımlanabilir.
Merserizasyonun amaçları aşağıdaki şekilde özetlenebilir.
Kumaş yüzeyinde bir parlaklık elde etme
Boyutsal stabilite
Daha yüksek mukavemet
Selüloz liflerinin muntazam şekilde şişmesi
İç yüzeydeki artış nedeniyle daha iyi boya alma
Olgunlaşmamış ve Ölü pamukta boya absorblama kabiliyetini arttırma

10-1.2 DİĞER SELÜLOZİK LİFLERİN ÖN TERBİYESİ
KETENİN ÖN TERBİYESİ :
Tekstil endüstrisinde kullanım alanı bulan diğer bir doğal selüloz lifi ketendir. Keten bir sap lifidir. Özellikle yapay liflerin üretimlerinin artışıyla ketenin üretimi gerileniştir. Ancak son yıllarda yeniden bir artış gözlenmektedir. Bunun başlıca nedenleri moda, keten liflerin serin tutma özelliklerinin çok iyi oluşu, artan hayat standardı ( daha pahalı, lüks mamullere yönelme ) olarak sıralanabilir.
Kimyasal yapıları bakımından selüloz lifleri olan keten liflerinin terbiye işlemleri genellikle pamuktakine benzer yalnız içerdikleri yabancı madde miktarının fazla olması nedeniyle ketenin ön terbiyesi daha teffarruatlıdır.
REJENERE SELÜLOZ LİFLERİNİN ÖN TERBİYESİ :
Rejenere selüloz lifleri yapıları itibarıyla temiz, beyaz ve parlak lifler olduklarından bunların terbiyesi pamuk, keten, vb. doğal selüloz liflerine nazaran çok daha ılıman şekilde yapılabilir. Bunun yanında rejenere selüloz lifleri kimyasal maddelere, özellikle bazlara karşı hassas olduklarından ve yaş dayanımları düşük olduğundan ön terbiye işlemlerinin ılıman bir şekilde yapılması zorunludur Aksi halde lifler kimyasal ve mekanik bakımlardan zarar görürler.
Rejenere selüloz liflerin ön terbiyesinde başlıca işlemleri haşıl sökme, alkali ile muamele ve ağartmadır. Bu liflere genellikle suda çözünebilen haşıl maddeleri uygulandığından haşıl sökme etkili bir sıcak yıkamadan ibarettir. Suda çözünmeyen haşıl maddelerinin uygulanması halinde pamuktakine benzer enzimatik haşıl sökme yöntemleri uygulanır.
10-1.3 PROTEİN LİFLERİNİN ÖN TERBİYESİ :
YÜNÜN ÖN TERBİYESİ :
Yün, zayıf alkali ortamda yüksek sıcaklıklarda yıpranan nazik bir tekstil Malzemesi olduğundan yünün terbiyesinde alkali ortamda çalışırken çok dikkatli olmak gerekir. Sulu ortamda yapılan germe, sıkma, ovma gibi her türlü mekanik işlem de yünün keçeleşmesine sebep olur.
Yünün ön terbiyesinde uygulanan aşlıca işlemleri şunlardır:
Yıkama : Yünün kendine yapışkanlık veren ve eğrilmesini zorlaştıran doğal yağlardan temizlenmesi için uygulanır.Genellikle az miktarda amonyak ve soda konulan sabunlu suya 40-50° C de yapılır.
Yağlama : Elyafı kayganlaştırmak liflerin birbirine yapışmasını kolaylaştırmak böylece iyi eğrilmesini sağlamak için yapılır.
Karbonizasyon : Yünde bulunan çalı, diken, ot, saman vb. bitkisel maddeleri uzaklaştırmak için yapılır. Bu amaçla yün seyreltik ( 4-5° Be ) H2SO4 ile oda sıcaklığında bir müddet ıslatılır. Sonra karbonizasyon sobalarında 80-100° C de ısıtlır. Bu sırada buharlaşan su yüzünden derişikleşen H2SO4 yündeki selüloz artıklarını kömürleştirir. Sonra kömürleşen partiküller dövülerek uzaklaştırılır. Yün durulanır, sodalı su ile nötralize edilir.
Ağartma : Yün daha çok renkli kullanıldığından ağartılması pamuğunki kadar önem taşımaz. Sadece beyaz ve açık renklere boyanacak trikotajlar ile asılacak yünlü malzemeler ağartılır. Ağartma redüktif ( = indirgen ) veya oksidatif ( = yükseltgen ) maddelere veya bunları kombine ederek yapılabilir.
İPEĞİN ÖN TERBİYESİ :
İpeğin ön terbiyesinde uygulanan başlıca işlemler şunlardır:
Zamk Çıkarma : Fibroinin etrafını saran serisin maddesini uzaklaştırmak için uygulanır. Bu işlem kaynar derişik sabun banyolarında yapılır.
( Serisini Uzaklaştırma )
Ağartma : Serisini uzaklaştırılmış ipek oldukça beyaz olduğundan ipeğin ağartılması büyük önem taşımaz. Ağartma gerektiren hallerde ipek indirgen veya yüseltgen maddelere ağartılabilir.
Ağırlaştırılmış : İpekli mamullerin hacim ve ağırlığını arttırarak böylece dolgunluk ve zenginlik sağlamak ve serisinin uzaklaştırılması yüzünden meydana gelen ağırlık kaybını telafi etmek için uygulanır. Bu işlem ipeği anorganik maddelerle ( birbiri ardına kalay, fosfat ve slikat tuzlarıyla ) veya bitkisel maddelerle ( tanen, meşe mazısı özü, vb. maddelerle ) muamele ederek yapılabilir. Veya bu yöntemin karışımı uygulanabilir.
10-1.4 SENTETİK LİFLERİN ÖN TERBİYESİ
Poliester, Nylon, Poliakrilonitril, polipropilen ve diğer sentetik lifler bütünüyle kimyasal olarak elde edildiklerinden genelde boyama öncesi önemli bir ön muamele gerektirmeyen temiz liflerdir. Bu nedenle burada, sade fikir vermek üzere Poliesterin ön terbiyesi satır başları ile verilecektir.
POLYESTERİN ÖN TERBİYESİ :
Polyesterin ön terbiyesinde başlıca şu işlemler yer alır :
Yıkama : Üretim sırasında muhtelif maddelerden ( eğirme yağları, haşıl maddeleri, makine yağları vs. ) ileri gelen kirlenmeleri gidermek için yapılır. Bu amaçla PES mamulleri 70-80° C de soda-sabunlu suda 20-30 dakika muamele edilir, durulanır sonra asetik asitle nötralize edilir.
Ağartma : PES lifin beyazlığı hayli yüksek olduğundan ağartılmaya pek ihtiyacı yoktur. Çok gerekirse kimyasal olarak sadece NaC1O2 le ağartılabilir. Ya da optik ağartma uygulanır.
PES / Pamuk veya PES / Viskoz karışımları NaC1O2 veya H2O2 ile, PES / Keten karışımları asidik ortamda sodyum hipoklorit ve takiben sodyum klorit veya takiben H2O2 ile,
PES / Yün karışımları peroksitle,
PES / Naylon karışımları asidik ortamda sodyum kloritle ağartılır.
Termofikse : Aslında bir bir bitim işlemi olmaklşa beraber genellikle ön terbiye sırasında uygulanır. PES lifin iç gerilimlerini giderek metaryali boyamadan önce boya ve şekilce stabilize etmek için uygulanır. Sıcak hava, sıcak su, doymuş buhar veya sıcak silindirlerle yapılır
Kostikleme : PES lifinin tipik sentetik karakterini değiştirerek kumaşa ipek tutumu ve görünümü vermek ve esnekliğini arttırmak için uygulanır. İşlem sonunda boyar maddeler life daha fazla çeker. Ancak bu prosesin mukavemeti düşürme etkisi yüzünden çalışma şartları ( zaman, sıcaklık ve NaOH konsantrasyonu ) dikkatle seçilmelidir.

10-2 BOYAMA VE BASKI
GENEL
Tekstil malzemelerinin çeşitli boyar maddelerle muamele edilerek oldukça kalıcı bir şekilde renklendirilmesine boyama denir. Kalıcılık terimiyle yıkama ve ışığa tutma ile rengin kolayca giderilemeyeceği anlatılmak istenir. Ancak boyamada rengin kalıcılığı mukayese amacıyla belirtilir. Yoksa gerçekten bütün koşullarda kalıcı olduğu, yani rengini değiştirmediği garanti edilebilen hiçbir boyar madde yoktur.
Boyamada ve baskıda kumaşa renk veren madde olan, bu nedenle büyük önem taşıyan boyar maddeleri şöyle tanımlayabiliriz: Boyar maddeler çözelti veya süspansiyon halinde tekstil malzemesi tarafından emilerek orada fikse olan ( = sabitleşen ) ve bu suretle tekstil maddelerinin renklenmesinin sağlayan renkli bileşiklerdir. Ancak bu tanımlama kapsamına renksiz olmakla beraber boyar maddeler gibi lif tarafından emilerek kumaşa fikse olan optik beyazlatıcılar ve komponentlarinden lif içinde meydana gelen boyar maddeler ( naftol boyar maddeleri ve anilin siyahı gibi ) de girer.
Bu bileşikler için boya terimi yerine boyar madde teriminin kullanılması, özellikle anlamlıdır. Burada boya ve boyar madde terimleri arsındaki farkı açıklamakta yarar vardır. Bir cismin renklendirilmesi iki şekilde olur.
a) Cismin renkli bir tabaka ile örtülmesi. Burada cisme renk veren madde o cisme nüfuz etmez, sadece yüzeyini kaplar. Biraz kazıyınca cismin ilk rengi meydana çıkar. Böyle boyamalar için kullanılan renkli maddelere boya denir. Boya tozları kuruyan yağlar ve film meydana getirici plastik bir maddeyle karıştırıldıktan sonra zemin yüzeyine sürülür. Bu prosesin esası boyanın bir bağlayıcı yardımıyla cismin üzerine yapıştırılmasından ibarettir. Boya ile cisim arsında herhangi bir ilgi söz konusu değildir
b) Asıl boyama : Tekstil maddelerinin ( veya deri ve kağıdın ) bizzat kendisini renkli kılmaktır. Bunu sağlayan renkli ve renksiz maddelerin hepsini birinci gurup boyalardan ayırmak için boyar madde denmesi daha uygundur.
Renkli maddelerin ve dolayısıyla boyar maddelerin renkliliği, üzerlerine düşen beyaz ışıktan belirli dalga boylarını yutup kalanını yansıtmalarından ileri gelir ki biz buna seçimli ışık absorbsiyonu diyoruz.
Disperz ve pigment boyar maddelerin dışındaki bütün boyar maddeler suda çözünen veya boyama sırasında çözünür duruma gelerek lif tarafından emilen boyar maddelerdir.
Bütün bu boyar maddelerin tekstil liflerine bağlanması, boyar maddelerin ve lifin yapısına bağlı olarak aşağıdaki mekanizmalardan biri yardımı ile sağlanır.
1. Boyar maddenin adsorbsiyon denen kuvvetlerle life bağlanması ( direkt boyar maddelerin tekstil liflerine bağlanışı bu yolla olur. )
2. Suda çözünmüş durumda life emdirilen boyar maddenin lif içinde çözünmez duruma getirilmesi ( örneğin, küp, çözülebilen küp, azoik gibi boyar maddelerinin tekstil liflerine bağlanışı böyle olur. )
3. Boyar madde ile lif arasında elektrostatik çekime dayanan bir tuz oluşması ( örneğin, asit boyalarının yüne ve ipeğe, veya boyaların akrilik liflerle bağlanması böyle olur. )
4. Boyar maddelerin lif içinde çözünmesi ( Disperz boyar maddelerin sentetik liflere ve asetat liflerine bağlanması böyle olur. )
5. Boyar maddelerin life kimyasal olarak bağlanması, ( Reaktif boyaların selüloz liflerine bağlanması böyle olur. )
6. Boyar maddelerinin yapay reçineler yardımı ile life yapıştırılması ( pigment boyar maddelerin life bağlanması böyle olur. )
Boyama ve baskı sırasında yukarıdaki mekanizmalardan biri ile life bağlanan boyar maddenin dış etkilere karşı mukavemeti çok önemlidir. Bu özelliğe renk haslılığı denir. Renk haslılığı boyar maddenin kimyasal yapısına yakından bağlıdır. Ancak uygulanan boya ve baskı prosesi de haslığı önemli ölçüde etkiler. Bu nedenle boyama ve baskıya başlamadan önce kullanım amacına en uygun haslıklara sahip boyaların seçimi kadar bu boyaların doğru proseslerle uygulanması da önemlidir. Rengin koyuluğu ve lif cinsinin de haslık üzerine etkileri vardır.
Renk haslıkları üretim ve kullanım haslıkları olmak üzere, iki guruba ayrılır. Üretim haslıkları boyalı ve baskılı malzemenin daha terbiye işletmesini terketmeden, uğrayabileceği müteakip proseslere karşı renginin - veya renklerinin - mukavemetini gösterir. ( Pişirme haslığı, peroksit haslığı, dinkleme haslığı gibi ).
Kullanım haslıkları ise, malzemenin satışa sunulduktan sonra kullanım sırasındaki dış etkilere karşı renginin - veya renklerinin- mukavemetini gösterir. ( Işık haslığı, yıkama haslığı, ter haslığı, sürtme haslığı gibi )

10-2.1 BOYAMA :
Tekstil malzemeleri açık elyaf, tops, iplik, kumaş hatta hazır giysi halinde boyanabilirler. Her durum için geliştirilmiş özel boyama makineleri vardır. Konum genişliği açısından burada sadece tekstil malzemelerinin kumaş halinde boyanması ele alınacaktır.
Kumaş boyama için teknikte bir çok metotla olmakla beraber bunlardan en geniş uygulama alanı bulanlar çektirme ( = exhaustion ) ve emdirme ( =empregnation ) metotlarıdır.
Eğer tekstil malzemesi uzunca bir süre uzun flotte oranlı bir banyoda muamele edilirse bu metoda çektirme veya tam banyo metodu denir. Bu metodda makine tipine bağlı olarak kumaş açık enli veya halat halinde çalışabilir.
Eğer tekstil malzemesi kısa flotte oranlı banyodan açık enle kısa sürede geçirilir ve hemen arkasından sıkma silindirleri arasında sıkılırsa bu metoda emdirme ve ya empregnasyon ( = padding ) metodu denir.
Bu tanımlamalarda geçen flotte terimi Almanca kökenli olup, banyo anlamına gelmektedir. Flotte oranı terimi ise, boyanacak mal miktarının ( kg. olarak ), banyo miktarına ( kg. veya litre olarak ) oranına denir. Örneğin; 200 kg. kumaş 2400 lt. boyama çözeltisi ile muamele ediliyorsa flotte oranı 200 = 1 dir.
2400 12
Yani bir kg. malzeme 12 lt. çözeltide muamele ediliyor demektir.
Muamele edilen tekstil malzemesine göre flotte ( = banyo ) miktarı ne kadar az ise flotte oranı o kadar kısadır denir. Muamele edilen tekstil malzemesine göre flotte (=banyo) miktarı ne kadar fazla ise, flotte oranı o kadar uzundur denir. Örneğin; 1 / 0.8 kısa bir flotte oranını, 1 / 30 uzun bir flotte oranı gösterir. Flotte oranının hangi değerden itibaren uzun veya kısa olduğuna dair kesin bir kural yoktur. Herhangi bir boyama makinesi için kısa kabul edilen bir flotte oranı, başka bir makine için uzun sayılabilir. ( Örneğin; 1 / 5 flotte oranı bir haspel makinesi için kısa bir oran iken bir fular için fazla uzundur. ) Prensip olarak emdirme yöntemine göre çalışmalarda flotte 1 / 0.5 - 1 / 1.5 arasındaki flotte oranları, çektirme yöntemine göre olan çalışmalarda 1 / 2 - 1 / 100 arsındaki flotte oranları kullanılır.
Çektirme metoduna göre kumaş boyanmasında kullanılan başlıca makineler haspel, jet, over-flow, jigger ve levent boyama makineleridir. Haspel ve bunun versiyonları olan jet ve over-flow makinelerinde kumaş halat halinde , jigger ve levent boyama makinelerinde ise, açık enli olarak muamele edilir.
Halat halinde muamele özellikle kırık izi tehlikesi olmayan ince kumaşlar uygulanır. Eğer boyama sırasında meydana gelen kat izleri sonradan düzelmiyorsa bu tür izler kırık izi denir. Kırık tehlikesi olan kalın kumaşlar ( özellikle selüloz-PES karışımları ) ise açık enli olarak muamele edilir.
Kumaşların emdirme, metoduna göre boyanmasında kullanılan en önemli makine ise fular ‘ dır. Bu makine, içinde sevk rolikleri bulunan bir tekne ile, tekne çıkışından en az bir çift sıkma silindirlerinden oluşur.
Emdirme yönteminde kumaşın üzerine aldığı çözelti miktarı bir çok faktöre bağlıdır. Lif cinsi ve kumaşın yapısı, geçiş hızı, sıkma basıncı, kumaşın daha önce gördüğü işlemler, banyo sıcaklığı gibi. Fakat bütün bunların içinde en önemlisi sıkma silindirlerinin sıkma basıncıdır. Bu yüzden kumaşın aldığı çözelti miktarı çoğu kez sıkma efekti terimiyle ifade edilir. Örneğin sıkma efekti % 70 demek, 100 gr. kumaş üzerine % 70 gr. çözelti almış demektir.
Fularda boya ile emdirilen kumaşın daha sonra fikse ve yıkama için tamamlayıcı bazı muamelelerden geçmesi gerekir. Bu yüzden bir fular bayar madde cinsine ve boyama metoduna bağlı olarak daima başka makinelerle kombine edilerek kullanılır. Bu kombine sistemleri şöyle sıralayabiliriz.
Emdirme - Buharlama ( = Pad - Steam )
Emdirme - Kurutma ( = Pad - dry )
Emdirme - Termofikse ( = Pad - ermofixation )
Emdirme - Soğuk bekletme ( = Pad - batch )
Emdirme - Sıcak bekletme ( = Pad - roll )
Emdirme - Jiggerde muamele ( = Pad - jig )
Emdirme - Açık en yıkama
Kumaş boyamacılığında çektirme veya emdirme metotlarından hangisinin uygulanacağına kumaştan beklenen özellikler ( tutum, vs. ), üretim miktarı, lif cinsi, boyar madde cinsi ve mevcut makine parkı göz önüne alınarak kara verilir. Boyama reçetelerinin hazırlanmasında da boyama metodu, lif ve boyar madde cinsi, fikse şartları gibi faktörler esas alınır.
Boyama Reçetesi denince, bir boyama banyosuna konulacak boyar madde miktarı ile kimyasal ve yardımcı kimyasal madde miktarlarını belirten formülasyon akla gelir. Boyar madde bildiğimiz gibi tekstil malzemesinin renklenmesini sağlar.
Ancak boyar maddenin çözünmesi, life nüfuza, lif içinde düzgün dağılması ve fiksesi, haslığının geliştirilmesi, ve buna benzer hususlar banyoya boyar madde yanında bazı kimyasal maddeler ( NaOH , Na2CO3, K2CO3 vb. ) ve yardımcı kimyasal madde dediğimiz belli amaçlar için özel olarak hazırlanmış maddelerin ( ıslatma, köpük kesme, egalize, fikse, yıkama maddeleri gibi ) ilavesini gerektirir.

10.2-2 BASKI
Tekstil malzemeleri tarak bandı, çözgü ipliği ve kumaş halinde basılabilirler. Bunlardan en önemlisi şüphesiz kumaş basmacılığıdır ve burada konunun genişliği nedeniyle sadece kumaşların baskısı ele alınacaktır.
Basılacak kumaş genellikle beyaz olur, fakat bir ön boyamadan geçirilmiş kumaşlar üzerinde de baskı yapılabilir. İkinci durumda orjinal boyama ve baskı ile örtülür veya bazı kimyasal maddelerin etkisi ile tahrip olur. Buna göre baskı metotlarını üç gurupta toplayabiliriz.
1. Direkt ( = Aplike ) Baskı : Bu baskıda baskı patı beyaz veya bir ön boyadan geçmiş kumaş üzerine uygulanır. Kumaşın daha önce bir ön boyamadan geçtiği hallerde basılı alanlarda zemin boyası tahrip olmaz, sadece örtülür.
2. Aşındırma ( Ronjan ) Baskı : Aşındırma baskısının esası boyalı bir kumaşın rengini basılı alanlarda tahrip etmektir. Bu amaçla bir ön boyamadan geçmiş, boyası tamamen fikse olmuş kumaşlar üzerine, içinde aşındırma maddesi dediğimiz zemin boyasını tahrip eden kimyasal maddeler bulunan bir baskı patı ile baskı yapılır.
Böylece basılı alanlarda zemin boyasını tahribi ile beyaz figürler oluşur ki, buna beyaz aşındırma denir. Eğer baskı patı içine aşındırma maddelerine dayanıklı ve zeminden farklı renkte olan boyar maddeler eklenirse basılı alanlarda zemin boyasından farklı renkte figürler oluşur ki buna da renkli aşındırma denir.
Aşındırma baskılar, şüphesiz ancak zemin boyası aşındırılabilir özellikte ise, yani aşındırma maddelerine karşı dayanıksız ise, yapılabilir. Örneğin Azoik boyalar, seçilmiş direkt boyalar, reaktif boyalar, selülozik elyaf için en çok kullanılan aşındırılabilir zemin boyalardır. Bu lifler üzerine renkli aşındırma yapmak için baskı patına ilave edilen aşındırma maddelerine karşı dayanıklı boyar maddeler ve seçilmiş pigment boyar maddelerdir.
3. Rezerve Baskı : Rezerve baskının esası basılı bir alanda zemin renginin fiksesini önlemektir.
Bu amaçla beyaz kumaş üzerine önce rezerve maddesi dediğimiz bir madde içeren bir baskı patı ile basılır, daha sonra kumaş boyanır. Rezerve maddesi basılı alanlarda ya boyanın kumaşa nüfuz etmesini bloke eder ( mekanik rezerve ) veya fiksesini önler ( kimyasal rezerve ).
Böylece basılı alanlarda beyaz figürler elde edilir, bunu beyaz rezerveler elde edilir. Rezerve baskıda bir başka yöntem de boyar madde çözeltisi ile muamele edilmiş fakat boyası fikse edilmemiş kumaşı rezerve maddesi içeren baskı patı ile basmaktır. Daha sonraki fikse işlemi sırasında basılmayan yerlerde zemin rengi fikse olurken basılı alanlarda renk fikse olmaz ve rezerve patının boyar madde içerip içermemesine bağlı olarak beyaz veya renkli rezerve efektleri elde edilir.
Mekanik açıdan baskı tekniklerini dört grupta incelemek mümkündür.
1- El Basmacılığı ( Hand Printing, Block Printing )
El basmacılığında basılacak şekli tahta kalıplarla çıkıntı halinde oyulur. Boya patı hazırlandıktan sonra keçeden bir ıstampaya emdirilir. Kalıplar ıstampa üzerine basılarak çıkıntı kısımlar boyanır. Bu boyalı kalıplar kumaş üzerine basıldığında basılan yerler boyanmış olur. En eski ve artistik baskı metodudur. Fakat yavaş ve pahalı bir prosestir.
2- Şablon Basmacılığı ( = Stencilling )
Şablon basmacılığında basılması istenen desenler bir çinko veya mukavvaya olur. Bu kalıp basılacak kumaşın üzerine konulduktan sonra boya patı bir fırça veya püskürtme tabancası ile oyulmuş kısımlardan kumaş üzerine uygulanır. Bu proses çok eski bir proses olmakla beraber kısa bir zaman öncesine kadar unutulmuş durumdaydı. Bu da zor ve pahalı bir metoddur.
3- Rulo Basmacılığı
Bu metoda makine baskıcılığı da denir. 1783 yılında Bell adlı bir İngiliz ‘ in Rulo basma makinasını icadı ile bu metot kullanılmaya başlandı.
Bu makinede büyük bir ana s silindir etrafında basılacak renk sayısı kadar baskı silindiri bulunur. Bakırdan yapılmış bu silindirlere desen ya çıkıntı halinde işlenir ki buna röllef baskı denir, veya derinliğine oyulur ki, buna derin baskı veya gravür baskı denir. Rölief baskı daha çok kağıt basmakta kullanılmasına karşılık, derin baskı tekstil baskıcılığında kullanılır. Derin baskıda, baskı silindirlerinin her birinin altında bir boya teknesi vardır. Silindir dönerken tekneden boyayı alır. Baskı patının fazlası rakle denilen bir bıçakla sıyrılır. Böylece sadece oyuk kısımların içi boya patı ile dolar, bu boya ana silindir üzerinden geçen kumaşa basınçla basılır.
Rulo basma makineleri icat edildiğinden günümüze kadar yaygın şekilde kullanılmış, bol miktarda ve ucuza baskı sağladığından tekstil endüstrisine büyük hizmeti olmuştur. Ancak günümüzde yerini büyük ölçüde film baskıcılığına bırakmıştır.
4- Film Baskıcılığı ( = Screen Printing )
Film baskıcılığı şablon baskıcılığının gelişmiş bir şeklidir. Bu metodda ince ipek veya metal tellerden dokunmuş bir elekle örtülü tahta veya metal çerçeveler kullanılır. Şablon adı verilen bu eleklerin üzeri deseni meydana getiren kısımlar hariç su ve boya geçirmez bir lak tabakası ile kaplanır. Baskı sırasında şablon kumaş üzerine yatırılır ve üzeri boya patı ile sıvanır. Lakla kaplı olmayan kısımlardan boya kumaşa geçerek orayı boyamış olur.
Film baskıcılığı elle veya makinede yapılır. El baskısında 20-80 m. uzunluğunda masalar kullanılır. Basılacak kumaş ya masa üzerine hafifçe yapıştırılır veya iğneler ile tutturulur. Her renk için bir çerçeve gerekir.
Mekanik film basma makineleri ya düz veya rotasyon tipi makinelerdir. Düz film basma makinesi elle yapılan film baskısı gibidir. Şablonlar dikdörtgen şeklinde çerçevelerdir. Rotasyon tipi makinelerde ise, şablonlar silindir şeklindedir. Pat şablonları içine pompalanır rakle içten sıyrılır.
Baskı ve kurutmadan sonra boyaların fiksesi için, kullanılan boyar madde cinsine bağlı olarak şu metotlardan biri uygulanır:
1-Buharlama ile fikse
a-Doymuş buharla
b-Kızgın buharla ( HT-buhar )
c-Basınçlı buharla
2-Sıcak hava ile fikse
a-150° C sıcaklıktaki hava ile
b-195-200° C sıcaklıktaki hava ile ( Termozol muamelesi )
3-Yaş fikse metotları
Pigment baskılar dışındaki bütün baskılarda boya fiksajını yıkama işlemi takip eder. Böylece kıvam maddelerinin, fikse olmamış boya partüküllerinin, kimyasal madde artıkları vs. nin kumaştan uzaklaştırılması, mümkün olur. Bazı boyar maddelerin ( örneğin küp boyaların ) fiksajı yıkama sırasında tamamlanır. Sonuç olarak yıkama optimum haslık özellikleri sağlar rengi parlatır.

10-3-BİTİM

Tekstil ürünlerinin tutum, görünüş ve kullanım özelliklerini geliştirmek için yapılan son işlemlere bitim işlemleri denir. Bitim işlemleri sanayide zaman zaman “ terbiye ” ve “ apre ” terimleri ile de ifade edilmekle beraber kavram kargaşasına yol açmamak için burada bu terimlerin kullanılmasında sakınılacaktır.
Eskiden bitim işlemlerinin ana amacı alıcıda satın alma isteği uyandırmak, yani ürünün albenisini arttırmaktı. Bu ise, tutum ve görünümü geliştirmekle sağlanıyordu. Oysa sentetik liflerin ortaya çıkması ve değişen yaşam koşulları yüzünden doğal liflere, kendilerine has iyi özelliklerini kaybetmeden ilave bazı özellikler ( örneğin buruşmazlık gibi ) kazandırılması olayı gündeme geldi. Böylece doğal liflerin sentetik liflerle rekabeti mümkün olabilecekti. Bu eğilim, tekstil ürünlerinin kullanım özelliklerini geliştirmeye yönelik bitim işlemlerinin doğmasına yol açtı.
Diğer bir gelişme de bitim işlemleri ile elde edilen etkilerinin dayanıklılığı (kalıcılığı)
konusunda oldu. Eskiden bitim işleminden ana amaç alıcıda satın alma isteğini uyandırmak olduğundan elde edilen etkilerin kullanıma dayanıklı olmasına çok önem verilmezdi. Bugün ise, çoğu kez tekstil ürününe bir takım özelliklerin verilmesi yeterli olmakla bu özelliklerin kullanıma, özellikle yıkmaya, karşı dayanıklı olması istenmektedir.
Tekrarlı yıkamalara karşı dayanıklı olup olmamasına göre geçici veya kalıcı diye sınıflandırdığımız bitim işlemleri ile tekstil malzemesine verilen başlıca özellikler şunlardır:
1-Görünüş ile ilgili özellikler: Düzgünlük, parlaklık, sıklık matlık gibi
2-Tutum ile ilgili özellikler: Sertlik, dirilik, dolgunluk, yumuşaklık, elastiklik, tokluk gibi.
3-Kullanım ile ilgili özellikler: Buruşmazlık, yanmazlık, su geçirmezlik, çekmezlik, keçeleşmezlik, kir tutmazlık ve yıkama ile kiri kolay giderme, küflenmezlik, antimikrobiklik gibi.
Bu işlemleri iki büyük gurupta incelemek mümkündür.
1.Kimyasal bitim işlemleri ( =yaş bitim işlemleri )
2.Mekanik bitim işlemleri ( =kuru bitim işlemleri )
Kimyasal bitim işlemlerinin esası terbiye maddelerinin herhangi bir uygulama yöntemine göre tekstil ürününe uygulanması ve bu sırada life bağlanmasıdır. Terbiye maddeleri malzemeyi bir banyodan uygulandıkları için bu işlemlere yaş bitim işlemleri de denilmektedir. Kimyasal bitim işlemlerine yine yaş terbiye işlemleri olan ön terbiye işlemlerinden ayıran başlıca özellik ön terbiye işlemlerinin ekstraktif olmasına karşılık kimyasal bitim işlemlerinin additif ( katılma ) işlemi olmasıdır. Yani işlem sonunda tekstil malzemesine bir şeyler katılmakta, dolayısıyla ağırlığından artış olmaktadır.
Kimyasal bitim işlemlerinde kullanılan tekstil terbiye maddelerinin genellikle liflere fazla afinetisi yoktur. Dolayısıyla çektirme yöntemi yerine çoğunlukla emdirme yöntemine göre uygulanırlar. Ayrıca aktarma, kaplama, püskürtme yöntemlerinden birine göre da çalışmak mümkündür.
Mekanik bitim işlemlerine gelince, bu tür işlemlerde kimyasal bir madde uygulaması söz konusu değildir. Elde edilmek istenen efektler bastırma, kesme, tüylendirme, ısıl işlemler gibi mekanik ( fiziksel ) yollarla sağlanır. Bazı durumlarda mekanik bitim işlemleri sırasında tekstil malzemesine su, yardımcı madde vb. etki ettirilirse bile genellikle bu tip bitim işlemleri kuru işlemlerdir. Bu işlemler bazen tek başına, ama çoğu kez kimyasal bitim işlemlerinden sonra uygulanır.
Mekanik bitim işlemlerinden amaç, genellikle kumaşın görünüm ve tutumu geliştirmektir. Fakat; örneğin, pamuklu malların çekmesini önlemek için yapılan sanforizasyon gibi bazı işlemler kullanım özelliklerini geliştirmek içindir.
Bir tekstil malzemesine uygulanacak bitim işlemleri ( kimyasal ve mekanik ) lifin cinsine yakından bağlıdır. Örneğin, ipek ve yün gibi liflerin kendilerine has özellikleri nedeniyle satılabilir hale gelmek için oldukça küçük çapta ve mutedil bitim işlemine ihtiyaçları olduğu halde, pamuk lifi çok daha fazla ve şiddetli bitim işlemi gerektirir; ayrıca bu ölçüdeki işlemlere de dayanabilecek özelliktedir.
Malın kullanım amacı da uygulanacak bitim işlemlerini belirlemede önemlidir. Örneğin, giysi yapımında kullanılacak bir mala uygulanacak bitim işlemleri ile döşemelik mallara uygulanacak aynı değildir
Kısaca bitim işlemleri ;
Tekstil mamullerine ön terbiye ve renklendirme işlemleri sonrasında uygulanan ve tekstil mamulüne istenilen görünüm ve özellikleri sağlamak amacıyla uygulanan işlemlerdir.
İkiye ayrılırlar;
A-Tutum ve görünümü geliştiren apreler,
B-Kullanımı geliştiren apreler

A-TUTUM VE GÖRÜNÜMÜ GELİŞTİREN APRELER
YUMUŞATMA:
Tekstil mamullerine yumuşak tutum verebilmek amacıyla yapılan işlemlerdir. yumuşatma işlemi mekanik olarak elde edilebilse de yinede yumuşatıcı maddelerin kullanılması ile daha iyi sonuç elde edilir. Tekstil mamulleri, piyasaya sunulmadan önce alıcı isteği uyandırma ,kullanım rahatlığı vermek amacıyla yumuşatıcı maddelerle muamele edilirler.
SERT TUTUM APRESİ:
Sert tutum apresi genellikle pamuklu dokumalar için kullanılır. Kumaşlar sertleştirici madde içeren apre çözeltisine sokulur ve apre maddesinin mamulün gözeneklerine yerleşmesi sağlanarak, istenilen sertlik elde edilebilir.
PRESLEME:
Yünlü mamullerin yüzey düzgünlüğünü sağlamak amacıyla silindir preslerle ile yapılan işlemdir. Kumaş basınç uygulayan iki silindir arasından geçirilir.
KALENDERLEME:
Tekstil mamulünü yumuşatmak ve yassılatmak , iplikler arasındaki aralıkları kapatmak veya yüzeye parlaklık vermek amacıyla kumaşın basınçlı silindirler arasından geçirilmesidir. En az iki silindir arasından geçirilir. Yünlüler hariç pamuklu ve sentetik elyafların tümüne uygulanır.
MAKASLAMA:
Kumaş yüzeyindeki hav tüycüklerini tamamen uzaklaştırmak yada bunların belirli bir yükseklikte düzgün bir seviyede kesmek amacıyla yapılır. Yünlü kumaşların yakılması zor olduğundan genellikle makaslanır.
ŞARDONLAMA:
Dokuma yada örme kumaşların ipliklerinin içerisinden ,liflerin çekilerek kumaş yüzeyine çıkarılması ve böylece tüylendirilmiş yüzeyli bir kumaş görünüşü oluşturulmasıdır. Şardonlama enlemesine açık durumdaki kumaşın, doğal veya metalik ince teller yada zımpara kaplı dönen silindirler ile aksi yönde geçirilirken mamulün üzerinden geçirilmesi ile gerçekleşir. Battaniye, peluş, oduncu göleklik kumaşlarında özellikle uygulanır.
ZIMPARALAMA:
Şardonlamanın diğer bir şeklidir. Dokuma yüzeyinin güderi benzeri bir görünüş elde etmesi için ,zımpara kağıdı ile kaplı bir silindir ile işlemden geçirilmesidir. İnce dişli bıçakların yada zımpara silindirlerinin kullanımı ile uygulanan mekanik işlemlerdir. Montluk, elbiselik vb gibi kumaşlara şevtali kabuğu gibi tüylük kazandırılır.
DEKATÜR:
Tekstil mamulünün bir bant üzerinde hareket ederken istenilen ende basınç altında ısı verilerek açıldıktan sonra silindirler arasından geçirilirken ütülenir. Ütülemenin daha iyi olması için buhar verilir.
DOLGU APRESİ:
Açık yapılı pamuklu kumaşlarda , atkı ve çözgüler arasındaki boşlukların dolgu maddesi ile emdirme yapılarak doldurulması işlemidir. Dolgu maddeleri kumaşı tüllendirdiğinden beyaz mamullerde kullanılır.

B-KULLANIMI GELİŞTİREN APRELER
ÇEKMEZLİK APRESİ :
Çekmezlik apresi; tekstil materyalinin çekmesine neden olan etkileri en aza indirmek veya yok etmek amacıyla yapılan işlemlerdir ancak; bir mamulün çekmezlik işlemi görmesi halinde çekmeyi sağlayan tüm şartlara karşı direnç kazanacağı söylenemez. Bu tekstil mamulünün yapısına ve daha çok işlem koşullarına bağlıdır.
BURUŞMAZLIK APRESİ :
Bir tekstil kumaşının kullanımı sırasında oluşan buruşukluklara karşı direncini ve ondan kurtulma özelliğini ifade eder. Buruşmazlık da tamamen direnç gösterme kabiliyetinden ziyade, ilk şekline dönebilme kabiliyeti önemlidir.
GÜÇ TUTUŞURLUK, YANMAZLIK APRESİ :
Liflerin yada kumaşların güç tutuşurluk maddeleri ile işlemden geçirilmeleridir. Bu bitim işlemi;
Tekstil materyalinin alev almaya karşı koymasını,
Eğer alev almışsa hızının yavaşlatılmasını,
Yakıcı etkenden uzaklaştırıldığında kısa bir süre sonra yanmanın kendiliğinden durmasını sağlar.
SU GEÇİRMEZLİK APRESİ :
Kumaşın yüzeyinin su ve hava geçirmez bir tabaka ile kaplanmasıdır. Deri solunumu ve ter nakli mümkün değildir.
SU İTİCİLİK APRESİ :
Mamuldeki lif ve ipliklerin etrafında çok ince bir hidrofob zar oluşturmaktır. Lifler ve iplikler arasındaki gözenekler kapanmaz. Deri solunumu ve ter nakli gerçekleştirilebilir. Çok fazla yağmur sonucu zamanla mamul gözeneklerden su girebilir.
BONCUKLANMAYI ÖNLEYİCİ APRE:
Boncuk veya pilling denilen ufak lif düğümlerinin ortaya çıkmasını önleyen ve mamul kumaşlara uygulanan bir ard işlemdir. Prensip ; boncuklanmaya neden olan lif uçlarının yok edilmesidir. Yakma ve makaslama işlemi bu işlem için uygulanabilir.
GÜVE YEMEZLİK APRESİ:
Güve kurdu ve halı kınkanatlıları, hayvansal liflerden oluşan kumaşlara, zarar verici olarak bilinirler. Bu lifler karışım halde iken de , karışımı oluşturan diğer lif bu zararlının sindirebileceği bir lif olmasa dahi hayvansal lifle birlikte zarar görebilir. Güve yemezlik apresi; yün yada diğer protein liflerini güve ve benzeri gibi haşerelerin verebileceği zarardan korumak amacıyla uygulanır.
YAĞ İTİCİLİK:
Yağ itici kimyasalların kullanılarak, tekstil mamulünün katı ve sıvı yağlara karşı leke tutmazlık kabiliyetinin sağlanmasıdır.
KAYMAZLIK APRESİ:
Yapay lif flamentlerinden oluşana dokumalarda ipliklerin kayma dayanımını artırmaya yarayan bitim işlemidir. Astarlar için önemlidir. Yapay reçineler, yapışkan ve film oluşturucu maddeler ile gerçekleştirilir.
KİR İTİCİ APRE- KİR TUTMAZLIK APRESİ:
Tekstil liflerinde elektrostatik yüklenme yalıtkanlığı ve yağlı kirlerin tutunma özelliğini engellemeye yarayan ve daha sonraki temizleme işlemlerini kolaylaştıran tüm bitim işlemleri için kullanılan genel bir terimdir.
Kir iticilik , kir tutmazlık ve kirin kolay uzaklaştırılması gibi kavramlar aşağıda gösterilen üç sınıflandırma ile açıklanabilir:
Kuru kirin itilmesi ve kuru tekstil mamullerinden ıslak kirin itilmesi,
Hafif kirlerin uzaklaştırılmasının kolaylaştırılması,
Yıkama sırasında ıslak tekstillerden ıslak kirin itilmesi.
SANFORLAMA:
Özellikle selüloz esaslı mamullerde ( pamuk, viskon, keten vb.) ,mamulün her yerinde aynı özelliği sağlamak amacıyla yapılan mekanik işlemdir. Bu işlemin amacı tekstil işletmelerinde dokuma (veya örme) öncesi , dokuma (veya örme) ve terbiye işlemleri sırasında kumaşta oluşan çözgü yönündeki gerilimlerin yok edilmesi, böylece lifler doku içinde daha rahatlamış, daha gerilimsiz hale getirilmiş olur. Gömleklik kumaşlarda özellikle uygulanır.
BİTİM (APRE) İŞLEMLERİNDE GENEL HATALAR
Düzgün Olmayan Apre
Apre Lekeleri (Özellikle Silikon Lekeleri)
Kırışık İzi (Kumaşta)
Basınç Uygulama Farkı (Basınç İzi)
Tuşenin Çok Sert Olduğu Sert Tutum Hatası
Dolgunlaştırma Apresinden Kaynaklanan Hata
Tozlanma, Gri Tüllenme Hatası
Reçine Esaslı Apre Maddelerinden Kaymaklanan Kötü Koku Hatası
Aşırı Kimyasal Kullanımından Kaymaklanan Elyafın Zarar Gördüğü Hatalar
Eko-Teks İçerisinde İstenmeyen Formaldehit Fazlası
Hare, Apre Maddesi Kalıntısı
Bozuk Tüylendirme, Şardon Apresinden Kaynaklanan Hatalar
Buruşmazlık Apresi Gibi Aşırı Kimyasal Kullanılan Aprelerden Kaynaklanan Haslık Düşmesi (Mamülde)

NOT;Bu açıklamalar zamanla geliştirilecektir. Önerilerinizi iletiniz.Bu sitenin tek amacı tekstil ile ilgisi olanları teknik olarak desteklemektir. Kasım uzunöz www.tekstiltek.com

kauz@myet.com

Bana ulaşmak için yukarıdaki e-mail adresini kullanın