|
Kasım UZUNÖZ... YAZAR... DOKUMA KUMAŞ ÜR-GE DANIŞMANI... DESİNATÖR./ kauz@mynet.com./tekstiltek@hotmail.com... 0532 4370259
ÖZEL GRUB VEYA İŞLETME PERSONELİNE YÖNELİK DOKUMA KUMAŞ YORUMLAMA SEMİNERİ...(İPLİKTEN BOYA APRE- BASKI İŞLEMLERİNE KADAR KUMAŞLAR HAKKINDA PİYASA BAZLI DETAYLI TEKNİK PRATİK BİLGİ VE DENEYİM AKTARIMI)
-BİLGİSİZLİĞİN ÜÇ BİÇİMİ VARDIR; GEREKENİ BİLMEMEK, GEREKSİZ ŞEYİ BİLMEK, GEREKSİZ ŞEYİ ANLATMAK.
Kasım hocam, sizin 3 günlük küçük bir seminerinize katıldım, işinizi öyle sevmişsiniz ki ben çok keyif aldım sizi dinlerken, keske herkes sizin kadar sevebilse yaptıgı işi, ben tekrar cok tesekkur ediyorum emegınıze, tekstil işinde olup sizinle tanışmamış olmak büyük bir kayıp olurdu, g.gülseçen .
SİTE ZİYARETCİLERİNİN BIRAKTIĞI DİĞER MESAJ VE ÖNERİLERİ OKUMAK İÇİN YAZININ ÜSTUNE TIKLAYINIZ.
BEGEV DE 22 TEMMUZ 2008 DE AÇILAN TEKSTİL-TASARIM SERGİSİNE DAVETLİSİNİZ. DOSAB - BURSA
YOĞUN TALEP OLAN
-İPLİK CİNSİ TESPİT, DOKUMA KUMAŞ GRAMAJ VE MALİYET HESAPLARI 3.SEMİNERİ 5-6-7 AĞUSTOS 2008 SAAT 18.30- 21-30 DA BEGEVDE YAPILACAK.
(KAYIT İÇİN 0224 - 2611290 ARZU KIRAYOĞLU nu ARAYINIZ)
....JAKARLI ve ARMÜRLÜ DOKUMA KUMAŞ DESİNATÖRLÜĞÜ İÇİN ÖN KAYIT YAPTIRABİLİRSİNİZ
(ÜCRETLİ VE ÜCRETSİZ....)BURSADA VERİLEN TEKSTİL İÇERİKLİ MESLEK EDİNDİRME KURSLARININ DETAYI İÇİN YAZININ ÜSTÜNE TIKLAYINIZ......
TEKSTİL TERİMLERİ CEP SÖZLÜĞÜ YAYIMLANDI - Ayrıntı için tıklayınız.
MEGEP - TEKSTİL TEKNOLOJİSİ MODÜL KİTAPCIKLARINA ULAŞMAK İÇİN YAZININ ÜSTÜNE TIKLAYINIZ.
....ÜR-GE .....İŞLETME KÜLTÜRÜNE, ARAŞTIRMA VE ÜRÜN GELİŞTİRMEYE ÖNEM VEREN, MARKALARINI GÜÇLENDİRMEKTEN YILMAYAN DOKUMA İŞLETMELERİ GELECEKTEN KORKMAMALI... DÜNYADA TEKSTİL SEKTÖRÜ BU ANLAYIŞLA DİNAMİK KALMAKTADIR.TAKLİT EDENLER ANCAK BAŞKALARININ ARKASINDAN GİDEBİLİR. ÖNDE KOŞMAK SORUMLULUK VE YILMADAN ÜR-GE ÇALIŞMASI GEREKTİRİR. ARTIK NE DOKUDUĞUMUZ ÖNEMLİ DEĞİL KENDİ GELİŞTİRDİĞİMİZ ÜRÜNÜ DOKUMAMIZ ÖNEMLİ. KUMAŞ ÜRETMENİN ZORLUĞU, ÇİLESİ, GÜZELLİĞİ VE HAZZI BU ANLAYIŞTA GİZLİDİR. UNUTMAYALIM Kİ GÜZEL ŞEYLER ZOR ELDE EDİLENDİR..Türkiyede tekstil dahada gelişerek her zaman gücünü koruyacak. Kasım UZUNÖZ
-TEKSTİL SEKTÖRÜNÜN TEMEL TAŞLARINI OLUŞTURAN USTALARIMIZDAN DESİNATÖRLERİMİZE, İŞ ADAMLARIMIZA KADAR TEKSTİLE EMEĞİ GEÇEN HERKESE ŞÜKRANLARIMI SUNARIM. ONLAR SAYESİNDE BİRÇOK KİŞİYE İŞ İMKANI VERİLMEKTE, ÜLKEMİZ İHRACAT YAPARAK GÜÇ KAZANMAKTADIR. GERÇEK VATANSEVERLİK BU ANLAYIŞTA YATAR.ÖDÜLLENDİRİLEN VE TEBRİK EDİLEN BAŞARI, ARTARAK TEKRAR EDER. K.U
DOKUMA KUMAŞ OLUŞUM AŞAMALARI SUNUMU İÇİN YAZININ ÜSTÜNE TIKLAYINIZ
.DOKUMA KUMAŞ ÜRÜN GELİŞTİRME DESTEĞİ
.İŞLETME İÇİ (TEKSTİL,İPLİK CİNSLERİNİN TESPİTİ,DOKUMA KUMAŞ DESİNATÖRLÜĞÜ, DESEN, KUMAŞ GRAMAJ, KUMAŞ HATALARI, BOYA BASKI VE BİTİM İŞLEMLERİ KAPSAMLI) PİYASA BAZLI PRATİK DOKUMA KUMAŞ YORUMLAMA EĞİTİMİ VE SEMİNERİ
.İPLİK CİNSLERİNİN TESPİT EĞİTİMİ
.ARMÜRLÜ DOKUMA KUMAŞ DESİNATÖRLÜK EĞİTİMİ İÇİN
.DOKUMA KUMAŞLARIN YORUMLANMASI VE ANALİZİ EĞİTİMİ.
.GERÇEKÇİ,ŞİRKETLERE ÖZEL UYARLANABİLEN KUMAŞ GRAMAJ VE MALİYET HESAPLARI BİLGİSAYAR PROĞRAMI.
.PRATİK VE PİYASA GERÇEKLERİ BAZINDA KUMAŞ YORUMLAMA VE ANALİZİ EĞİTİMİ. HİZMETLERİ ALMAK İÇİN ARAYABİLİRSİNİZ. 0532 4370259 Kasım Uzunöz
TEKSTİL- DOKUMA SEKTÖRÜ REKABETİN ARTTIĞI GÜNÜMÜZDE ANCAK EĞİTİM, AR-GE VE ÜR-GE ÇALIŞMALARIYLA GELİŞİR.
BUNUN İÇİN:
-DENEYİMLİ VE GENİŞ PERSPEKTİFLİ DÜŞÜNEN İNSANLARA ÖNEM VERİLMELİDİR.
-TASARIMCI VE DESİNATÖRLERİN KENDİLERİNİ GELİŞTİRMELERİNE YARDIMCI OLUNMALIDIR.
-MESLEKİ YAZARLARIN YAYINLARI DESTEKLENMELİDİR.
-ÜRGE ELEMANLARINA, ALANINDA ÖNCÜ VE DENEYİMLİ OLANLAR TARAFINDAN MESLEKİ SEMİNER VE EĞİTİMLER VERİLMELİDİR.
-TEKSTİL SEKTÖRÜNÜN HER ALANI İÇİN DANIŞMA VE BİLGİLENME AMAÇLI, ÇALIŞMA GRUPLARI OLUŞTURULMALIDIR.
Kasım UZUNÖZ
TEKSTİL VE BİZ
YAZAR. Kasım UZUNÖZ-2007
Dünya ticaretinde durağan bir çizginin varlığından söz etmek mümkün. Pazarda belirgin bir daralma söz konusu. Uzakdoğudan esen sert rüzgarlar, rotamızı tekrar gözden geçirmemizi gerektirmekte. Çin her alanda geliyor, sadece tekstil sektöründe değil. Çinden korkmak bir şeyi değiştirmez. Korku çözüm değildir. Buna karşılık ulusal ve uluslar arası boyutta neler yapabileceğimizi, ihracatımızı nasıl artırabileceğimizi, uzak doğudaki gelişmeler karşısında sektör ve devlet olarak, ne gibi önlemler alabileceğimizi sürekli sorgulamalıyız.
Tekstil bitti, öldü demekle sorunlar aşılamaz, ülke olarak, ileri gidebilmek için her türlü fedakârlığı yapmak mecburiyetindeyiz. Bugün herkes tekstil gitti gidiyor diyor. Asında bu ilk planda karamsar bir yaklaşım gibi görünsede sektörün kendisine çeki düzen vermesi için bir kamcılama etkisi yapıyor. Tekstile büyük kazanç beklentisiyle, işi bilen bilmeyen herkes bir anda girdi. Şimdi herkes çıkmak mı istiyor. Milyonlarca dolar yatırım yapıp makine almış, binalar dikmiş pek çok yatırımcı var. Bu da yanlış. Neden çıkalım?.
Beş nisan kararları alındığında Bursa tekstil sektöründe her şey durmuştu ve tam bir karamsarlık ve ümitsizlik hakimdi. Ben bile dokuma makinelerimi satıp, desinatörlük ofisimide kapatmıştım. Aradan fazla zaman geçmedi sektör tekrar hareketlendi ve yeni filizler vererek dirildi. Otomatik tezgah girişi arttı, desenlendirmede bilgisayarlaşmaya gidildi. Teknolojiye yatırım yapıldı. Buda şunu göstermektedir ki her sıkıntı çözüm üretir. Biz millet olarak buna yatkınız.
Çin basic mallara ağırlık veriyor. Ne yaparsak yapalım piyasayı ısıtmaya ve kavurmaya da devam edecek. Biz onlardan daha kaliteli üretimlerle, onların ulaşamadığı yerlerde varlığımızı sürdürmeliyiz. Bu nedenle pozitif düşünce ile geleceğimizi tasarlamak zorundayız. Çine mal satalım. Hatta orada mal üretip dünyaya satalım. Bizim bilgi birikimimiz varsa, sermayemiz buysa, uluslararası yatırımcı olmamızın zamanı geldi diye düşünüyorum. O halde biz de Çinde mal üreterek ülkemizde apre, boya terbiye ve baskı işlemleriyle katma değer kazandırarak satabiliriz. Tehlike algılaması olarak Çin ile kısıtlı kalmak büyük bir hatadır Hindistan, Pakistan, gibi ülkelerle rekabet edebilecek stratejiler geliştirmek zorundayız. Onların fiyatlarla rekabet etmek mümkün değildir. Biz İtalyayı örnek alıp araştırma geliştirme ve modaya yönelerek, onların elindeki işi alarak daha uzun yaşarız. Modayı yakından takip etmek, kreasyonlarımızı oluşturmak zorundayız. Yurtdışında markalaşmak zorundayız. Fason üretim modeli ile ayakta kalamayız. Ucuz iş gücüne dayanan sanayilerin ayakta kalabilmesi çok zordur. Çünkü ucuz iş gücüne dayalı sektörler çok hızlı yer değiştirir ve her zaman daha ucuz olan yer arar ve bulurlar.
Eski yaptıklarımızın, yeni düzene uyması mümkün değil. Artık kaliteye daha çok önem vermemiz gerekir. Ar-Ge çalışmalarına ağırlık vermeliyiz. Hepsinden önemlisi birbirimize çelme atmamalıyız. Ondan bundan korkmak yerine bilinçli şekilde çalışarak olanak yaratmak zorundayız. İtalya, Fransa halen tekstil konusunda çalışmaya devam ediyor. Avrupada 750 bin kişi tekstil sektöründe çalışıyor. 50 milyar dolar ihracat gerçekleştiriyor. Biz ise en az 3 milyon kişi çalıştırıyoruz, tekstilde tüm ihracatımız ancak 20 milyar dolar seviyelerinde.
Türkiyede tekstil konusunda çok güzel şeyler yapılıyor. Şimdi daha güzellerini, gelecekte çok daha kalitelilerini yapacak altyapıya ve donanıma da sahibiz. Desen tasarımcılarımız eskiden uzun zamanlar alan tasarımlarını şimdi çok kısa sürede üretime dönüştürebiliyor. Bursada sanayicilerin kurduğu BEGEV de uzun zamandır sektöre desinatör ve tasarımcı yetiştirilmekte. Bu kişiler işlerinde bilinçli ve ür-ge ye eğilimli olarak çalışıyorlar. Ür-ge çalışmaları ekip mantığıyla yapılmasada bu alanda ciddi bir hareketlilik yaşanmakta. Bunları yeterli görmek ise yine hatalardan biri olacaktır. Artık biz herkesten bir adım önde olmalıyız. Yeniliklerden onlardan önce haberdar olmamız lazım, kaliteyi onlardan önce yükseltmemiz lazım artık sergilediğimiz ürünleri de çeşitlendirmeli, kalitemizle globalleşen dünyada yerimizi almalıyız. Tabii ki bu oturduğumuz yerden olmaz. Çok çalışmak, araştırmak, tasarlamak ve pazarda faklılığı yakalayabilmek zorundayız.
Yönetici değil girişimci kimliğimizi ön plana çıkarmalıyız. Girişimcilik ile yöneticilik temelde bir birinden farklı olan kavramlardır. Girişimci sürekli yeni hedefler peşinde koşan, gelecekte yaşayan, risk alan, olaylardaki fırsatları yakalamaya çalışan, yenilikçi kişidir. Yönetici ise, varolan işleri en iyi yapmaya çalışan, bugünde yaşayan, fırsatlardan çok problemlere odaklanan kişidir. YAZAR. Kasım UZUNÖZ. 2007
TEKSTİL SEKTÖRÜNÜN GELECEĞİ
Tekstil sektörünün iç pazar ve dış pazarlardaki olumsuzluklardan daha az etkilenmesi ve yeni pazarlara açılabilmesi için özgün üretime, yüksek kaliteye ve hepsinden önemlisi bunları sağlayacak gelişmiş niteliklerle donatılmış eğitimli araştırmacı insanlara ihtiyacı var.
Tekstil Tasarımcısı renk, desen, iplik ve konstrüksiyonu birleştirip, ürün haline getirip, yeni kreasyonlarla tekstil modasını yaratan ve yönlendiren bir görev taşır .
Koleksiyonlar hazırlanırken hedef pazarın renk ve desen zevki, tüşeye uygun kalite ve hatta fiyat hakkındaki talepleri iyi bilmelidir. K.U
-BİLGİSİZLİĞİN ÜÇ BİÇİMİ VARDIR;GEREKENİ BİLMEMEK, GEREKSİZ ŞEYİ BİLMEK, GEREKSİZ ŞEYİ ANLATMAK.
-Yaşamak bir dağa tırmanmak gibidir. Tırmandıkça yorgunluğunuz artar, nefesiniz daralır ama görüş açınız genişler.-
-İnsanların yaptığı sahte paralar kadar, paranın yaptığı sahte insanlarda vardır.
-AR-GE ve ÜR-GE YE ÖNEM VERMEYEN ŞİRKETLER GÜN GELİR KAYBEDER.
|
|
OTURAN - İYİ FABRİKA MÜDÜRÜ
Büyük Amerikan imalat fabrikalarından birinin yönetim kurulu üyeleri kâr ve zarar hesaplarını incelerken, fabrika müdürünün aylığına takılmışlar ve bunu bir hayli indirmenin iyi olacağını düşünmüşler. İçlerinden iki kişi seçerek fabrika müdürü denen bu adamın neler yaptığını bir görmelerini ve ondan sonra bu konuda karar verilmesini kabul etmişler.
. İki kişilik heyet bir sabah sessizce fabrikaya gitmiş ve fabrika müdürünün odasına girmiş. Gördükleri manzaraya dehşetle bakmışlar. Fabrika müdürü elinde kahve fincanı, ağzında piposu, ayakları masanın üstünde, etrafa halka halka dumanlar yaymakla meşgul. Masanın üstünde ne bir dosya, ne bir kağıt hiç bir şey yok. Bir müddet kendisi ile oradan buradan konuşan heyet azaları bu müddet zarfında müdürün hiç bir işle meşgul olmadığını ve yalnız bir kaç basit telefon konuşması yaptığını görmüşler
Heyet aldığı intibadan memnun, yönetim kuruluna fabrika müdürünün yanında bulundukları üç saat zarfında hemen hemen hiç bir şeyle meşgul olmadığını ve bu bakımdan böyle basit bir iş için verilen yıllık 100.000 dolardan en aşağı üçte iki nispetinde bir tasarruf sağlanabileceğini bildirmiş. Fabrika müdürü bu indirmeye razı olmamış, işten ayrılmış.
Düşük maaşla çalışmayı kabul eden bir çok istekli arasında bir zat yeni fabrika müdürü tayin edilmiş. Üç aydan sonra yönetim kuruluna gelen imalat istatistiklerinde az, fakat dikkati çekecek kadar bir düşme başlamış, fabrika müdürü yenidir, tabii bu kadar acemilik olur demişler. Altıncı ayın sonunda istatistik eğrisi bir hayli düşmüş.
Eski heyet azaları yeni fabrika müdürünü odasında ziyaret etmişler. Adamcağız kan-ter içinde, bir elinde telefon, öteki eli evrak imzalamakla meşgul, başıyla gelenlere oturmalarını işaret etmiş. Gelen giden o kadar çok ki, adamla doğru dürüst konuşmaya bile imkan olmamış.
Fakat heyetin kanaati şu olmuş; böyle canla başla çalışan bir adam başta olduğu müddetçe işlerin düzelmemesi için hiçbir sebep yoktur, biraz daha bekleyelim. Sene sonu gelmiş, her zaman kâr eden fabrikanın bilançosu zararla kapanınca yönetim kurulunu azaları birbirine girmişler ve işi yeniden incelemeğe başka bir heyeti memur etmişler. Yeni heyet müdürün odasına değil, fabrikaya gitmiş ve iş başında bekleyen insanlar görmüş, sebebini sormuş aldıkları cevap şu: özel bir işe başlayacağız, fabrika müdürü ben gelmeden başlamayın dedi, biz de bekliyoruz, her halde elektrik atölyesinden bir türlü ayrılmaya vakti olmadı
O sırada gözleri, yaşlı bir ustabaşına ilişmiş, adamı şöyle bir kenara çekmişler ve fabrikanın eskiye nazaran daha fena çalışmasının sebeplerini sormuşlar. Yaşlı ustabaşı içini boşaltmak ihtiyacını uzun zamandır hissetmiş olacak ki,
- Baylar demiş, eski müdürümüz teferruatla uğraşmaz, ileriye ait planlar yapar, işi bize bırakır, biz de normal zamanlarda onu rahat bırakırdık. Ani, içinden çıkamayacağımız olağanüstü bir problemle karşılaştığımız zaman ancak ona başvururduk ve o zaman da bilirdik ki, o bizim bu sorunumuzu çözecek.
O gerçek fabrika müdürü idi. Güler yüzlü idi, piposunu içer, bizle şakalaşır, fakat hepimiz için düşünürdü. Şimdiki müdür de çok dürüst, iyi niyet sahibi, hatta çok daha çalışkan bir adam. Fakat o hiçbirimize inanmıyor, her işin kendisi tarafından görülmesini istiyor.
Yani o, bizim yerimize ustabaşlık yapıyor, tabii biz de amele çavuşu mertebesine düşüyoruz, haydi neyse buna da aldırmayalım, ama fabrika müdürlüğü boş kalıyor. İleriyi görmeğe çalışan, tedbir alan, düşünen adamın yerinde kimse yok...
Eski fabrika müdürünü tekrar oraya getirmek isteyen yönetim kurulu, bir yıllık acı tecrübesinden sonra 100.000 yerine 150.000 dolarla onu ancak gelmeye razı etmiş.
Yöneticilik zor bir sanattır. Öyle bir sanat ki, eseri gözle görülmez ve ölçülmesi de ancak mukayeselerle ve yılların tecrübeleriyle biraz mümkün olabilir. Büyük liderler gibi onları da, o müessesenin bitaraf bir tarihçisi kıymetlendirebilir. Onun için günlük takdir bekleyenlerden bu sanatın sanatçısı çıkmaz.
|